11 Ağustos 2026

Kandilli’den Küçüksu’ya Tarihi Yolculuk

KOCAV’lı gençler, Oktay Türkoğlu rehberliğinde 19 Nisan Pazar günü İstanbul’un tarihi rotalarından olan Kandilli-Küçüksu hattında gezi gerçekleştirdi. Kandilli’den başlayan gezinin ilk durağı Osmanlı döneminin izlerini taşıyan Kandilli Camii oldu. Camii I. Mahmud tarafından inşa edilmiştir. Cumhuriyet döneminde tekrar inşa edilen camii, şu anda faaliyete kapalıdır.

Gezimizin ikinci rotası, Kandilli sahil şeridinde bulunan merdivenlerin aşağısına gizlenmiş olan Osmanlı sivil mimarisinin önemli parçalarından Edip Efendi Yalısı oldu. Yalının geçmişte birçok devlet adamına ve aileye ev sahipliği yaptığı, rehberimizin geniş bilgi havuzundan gençlerimize aktarıldı. Yalının devamında rotamız Adile Sultan Kasrı oldu.

Kasra doğru giderken rehberimiz, geçtiğimiz tarih kokan sokakları ve Osmanlı döneminden kalan gayrimüslim tebaanın yaşamını sürdürdüğü ve hâlâ soylarından gelenlerin ikamet ettiği evleri, sokakları anlattı. Bu sokaklarda yaşayan Türk gayrimüslimlerin, evlerine Türk bayrağı asarak kendilerini belli ettiğini aktardı. Tarih kokulu sokakların bağlandığı Adile Sultan Kasrı ise mimarisiyle gözleri kamaştırdı. Adile Sultan’a Sultan Abdülaziz’in hediyesi olan kasrın adı da buradan gelmekte. Günümüzde Öğretmen Evi ve Kültür Merkezi olarak hizmet vermektedir. Rehberimiz bizlere kasrı gezdirirken ayrıca Adile Sultan’ın divan tertip etmiş tek kadın şair olması, kendi vakfını kurması gibi önemli bilgiler verdi. Kendi kurduğu vakıfta özellikle eğitim ve sosyal yardım konularına önem veren Adile Sultan, döneminde var olan okulları tamir ettirmiş ve yeni okullar yaptırmıştır. Rehberimizin verdiği bu gibi bilgilerle rotamızı sürdürdük.

Gezinin devamında moderniteyi ve tarihi bir araya getiren mekânlardan biri olan Nevmekân Kandilli de ziyaret edildi. Gezi ekibi burada gezinin devamı için kısa bir mola verdi. Gezinin devamında 2000’li yılların popüler dizilerinden 7 Numara dizisine sahiplik yapan 7 Numara Konağı da ziyaret edildi.

Bir Sevdanın İzinde…

Sahip olduğu manzarası ve güzelliğiyle gezimize renk katan diğer bir rota ise Sevda Tepesi oldu. İstanbul Boğazı’nı ayaklar altına seren güzel manzarasıyla Sevda Tepesi, öğrencilerimize adeta görsel şölen sundu. Bu rotamızın önemli anlarından biri ise rehberimizin bize aktardığı Sevda Tepesi’nin hikâyesi oldu. İstanbul’a gelen İtalyan asıllı bir asker olan Valentino Vahit, bu tepede gördüğü varlıklı bir ailenin kızı olan Belkıs’a âşık olur. Ancak bu aşk hem çevrenin hem de ailelerin baskısıyla yaşanamaz. İki genç gizli saklı bu tepede buluşurlarmış. Bu durumun devamında Belkıs’ın ailesi onu başka biriyle evlendirmek ister. Buna dayanamayan Belkıs ve Vahit bu tepede canlarına kıyarlar. Tepenin adı da bu hikâyeden gelir. Tarihi bir belgeye dayanmasa da bu hikâye, öğrencilerimize Sevda Tepesi’nin ruhunu hissettirdi.

Gezimiz, kültürümüzün ve tarihimizin önemli insanlarından olan Recaizade Mahmut Ekrem ve Samipaşazade Sezai’nin kabrini ziyaretle devam etti. Tanzimat ve Servet-i Fünun edebiyatının önemli isimlerinin kabrini ziyaret ederken karşılaştığımız saygıdeğer A. Filiz Evcimen Salıcı buranın yerlisi olduğunu, muhitin çevresinin değişmesine rağmen hala İstanbul’un güzide bir semti olduğunu bizlere aktardı. Rehberimiz, Recaizade Ekrem’in mezarının tipik Osmanlı mezarlarından farklı olarak dikkat çektiğini belirtti. Recaizade Mahmut Ekrem’in mezarı, iki oğlu Nijat Ekrem ve Sunullah Emced’in mezarlarının yanındadır. Ekrem, ölen oğullarının mezar taşlarına şiir yazmıştır. Rehberimizin verdiği önemli bilgilerden biri de Recaizade Mahmut Ekrem’in oğlu Nijat Ekrem’e duyduğu sevgidir. Küçük yaşında amansız bir hastalığa yakalanan oğlu, küçük yaşta hayatını kaybetmiştir. Gezinin bu bölümünde kültürümüz için önemli olan şahsiyetlerin hayatlarını ve ruhlarını kabirleri başında yâd ettik.

İkindi saatlerine yaklaşırken gezimizin son durağı Küçüksu Kasrı oldu. Osmanlı döneminde av köşkü olarak kullanılan yapı, hem manzarası hem iç mimarisiyle gözleri kamaştırdı. Osmanlı’da Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılan yapı Batılılaşma dönemi mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Tüm bunların yanında Osmanlı’daki saray mimarisini de gözler önüne sermektedir. Günümüzde müze olarak hizmet vermeye devam eden kasrın ziyaretinin ardından yenilen yemekle gezi sonlandırıldı.

Gezinin Ardından…

Boğaz’ın kalbinde gerçekleştirdiğimiz bu gezi hem kültürel hem de sosyal açıdan çok verimli geçti. Şehrin dokusunu hissettiğimiz, arkadaşlarımızla beraber güzel vakit geçirdiğimiz unutulmaz bir gün oldu.

Hakan AYDIN (İhtisas 2)

Pazar günü yaptığımız gezi bana Kandilli’nin tarihini, doğasını ve ruhunu anlattı. Rehberimizin eşliğinde konaklar, saraylar, yokuşlar ve mezarlıklarla Kandilli’nin modern ve çarpık görünümünün arkasında yatan tarihi keşfetmek unutulmaz bir deneyimdi. Hep birlikte yediğimiz yemek, bu güzel günü sonlandırmanın en keyifli yoluydu.

Mehmet Ali ERFİDAN (İhtisas 2)

Gezi en başından çok güzeldi. İstanbul’un görmediğimiz taraflarını keşfetme şansımız oldu. Gezdiğimiz sokaklarda yaşayan insanların hayatlarına uzaktan da olsa bir gözle bakma şansımız oldu. Binaları ve yaşamları tanıdık. Rehberimiz konular hakkında çok bilgiliydi ve bunu bizlere çok güzel anlattı. Genel olarak çok eğlenceliydi ve keyifli vakit geçirdik.

Meriç TOSUN (Giriş 2)

Hazırlayan: Meryem Nur UMAN (Giriş 2)