Düşünce Dergisi’nin 21. sayısındaki “emek” sayısı kapsamında, 30.’su düzenlenen Düşünce Sohbetleri, 18 Nisan 2026 tarihinde Vakfımız Erol Güngör Kültür Merkezi, Ömer Lütfi Mete Salonu’nda gerçekleştirildi.
İstanbul Ticaret Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Araştırma Görevlisi Metehan Hepvar’ın yönlendiciliğinde, Yalova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Yusuf Ziya Yıldırım konuk edildiği program saat 17.00’da başladı.
Yıldırım, emekliliğin sadece çalışma hayatının sonu değil; finansal, psikolojik ve sosyal boyutları olan bir “kariyer mimarlığı” süreci olduğunu vurguladı.
Kariyer Mimarlığı Olarak Emeklilik
Yıldırım, emekliliğin özellikle gençler için uzak bir kavram gibi görünse de aslında bir gelecek planlaması olduğunu ifade etti. Bu sürecin önemini Ekonomik Farkındalık, İnsan Kaynakları Perspektifi, Sosyal Politika ve Girişimcilik başlıklarıyla açıkladı.
Emeklilik Kavramının Dönüşümü
Emekliliğin modern bir kavram olduğunu ifade eden Yıldırım, bu sistemin Sanayi Devrimi ile kurumsallaştığını söyledi. Geleneksel toplumda yaşlıların bakımı aile, mahalle ve vakıflar gibi kurumlarca sağlanırken; kentleşme ile bu bağların zayıflaması neticesinde devletin ve sigorta sistemlerinin devreye girmesi zorunlu hale geldiğini vurguladı.
TÜİK Verilerine Göre Türkiye’de Emeklilik
TÜİK verileri üzerinden yapılan analizler, Türkiye’deki emeklilerin mevcut durumuna dair önemli veriler sunduğunu dile getiren Yıldırım, Emeklilerin yüzde sekseninin aylıklarını yetersiz bulduğunu, bu durum onları daha ucuz ürün tüketme veya sosyal etkinlikleri kısıtlama gibi pasif stratejilere zorlama durumunda kaldıklarını dile getirdi.
Ayrıca mevcut emeklilerin yüzde sekseninin ev sahibi olduğunu ve bu durumun yaşam memnuniyetini artıran en temel faktörü olduğunun altını çizdi. Ancak gelecekteki emekliler için konut sahibi olmak giderek güçleşmektedir dedi.
Emeklilerin yaklaşık üçte biri, ekonomik yetersizlikler nedeniyle emeklilik statüsü kazandıktan sonra da çalışmaya devam etmekte olduğuna değindi.
Geleceğin Sosyal Güvenlik Çerçevesi
Yıldırım konuşmasında, sosyal güvenliğin kuşaklar arası bir gelir transferi olduğunu, sistemin sağlıklı işlemesi için gereken “dört çalışan bir emekliyi finanse eder” kuralının, düşen doğum oranları ve artan yaşam beklentisiyle bozulduğunu ve bu nedenle emeklilik yaşının kademeli olarak yükseltildiğini dile getirdi.
Psikolojik Uyum ve Sosyal İlişkiler
Yıldırım konuşmasında son olarak kadınların, aile içindeki bakım rolleri ve sosyal çevreleri sayesinde emeklilik sürecine erkeklerden daha kolay uyum sağladığını aktardı. Erkeklerin ise iş kaybıyla beraber statü kaybı yaşadığını ve emeklilik sonrası boş zamanın yönetimi konusunda aile içi rollerde çatışmalar yaşayabildiğine dikkat çekerek konuşmasını noktaladı.
Programın sonunda vakfımız ebru atölyelerinde Halide Dursun tarafından hazırlanan ebru tablosu Vakıf Başkanımız Av. Dr. Ali Ürey, Mütevelli Heyeti Üyemiz Dr. Esra Gültekin ile birlikte konuşmacıya takdim edildi.
Hazırlayan: Rabia Nisa BEKTAŞ (ihtisas 2)





