14 Haziran 2024

Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün- 01/02/2014

“Madde Form Odağında Estetik Sorunlarımız”

KOCAV’ın Medeniyet, Sanat ve Estetik üst başlığıyla düzenlemiş olduğu Konferans/Panel/Açıkoturum dizisinin Şubat ayı konuğu Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün‘dü.

Geçmiş çok önemlidir, çünkü geleceğimize ışık tutar. Günümüz­de yoğun şekilde kullanılan ‘modernizm’ kavramı tek başına gelecek açısından gerekli etkiyi sağlayamaz. Salt modern bir hayata tutuna­rak yaşamak mümkün değildir. Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün, bu cümlelerle medeniyet ve geçmiş karşılaştırması yaparak konferansına başladı.

Algı dünyamızda “güzel” kavramının varlığı “çirkin”e verdiğimiz referansla hayat bulur. Analitik olarak tespitimizi bu temelin üstüne kurarız. Güzele yönelik bir şey yaptırılamaz; çünkü sadece özünde güzel olan bir madde, forma bürünerek tezahür eder diyerek konuş­masına devam eden Öğün, güzelliğin önemine atıfta bulundu ve Sait Faik’in ”Dünyayı güzellik kurtaracak.” sözü ile birlikte “güzel”in ne ol­duğunu açıkladı.

Dindar insan sanatı şükür için yapar

“Aristo’nun phronesis noktası”nda yani kıvam noktasında, biçim ve özün ne olduğunu anlamalıyız. Biçim ve öz arasındaki gerilim ol­mazsa olmazdır.

Konfüçyus, “Öz olmazsa biçim bir yüzeysellik getirir. Biçim ol­mazsa öz, kabalık getirir. Bunların denk gelmesi, bir kıvama gelmesi çok önemlidir.” der. Örneğin Süleymaniye Camii’nde kıvam vardır; çünkü yapı, bütünüyle bir denge içerisindedir. Mimar Sinan, birçok parametreyi hesap ederek projeyi gerçekleştirmiştir. Rüzgâr, güneş ışığı ve akustik düzen gibi unsurlar göz önüne alındığı için denge noktasına ulaşılmıştır. Turgut Cansever, Öğün’le bir gezisinde Süley­maniye için şöyle demiştir: “Bana bir şey göster eksik olsun, bana bir şey göster fazla olsun.”

Geçmiş çok önemlidir, çünkü geleceğimize ışık tutar. Günümüzde yoğun şekilde kullanılan ‘modernizm’ kavramı tek başına gelecek açısından gerekli etkiyi sağlayamaz. Salt modern bir hayata tutuna­rak yaşamak mümkün değildir.

Toplumda ahiretten ve diğer dinî, ruhanî meselelerden ziyade dünya hayatı¬na odaklanılması yönündeki hareket anla¬mına gelen sekülerizmin eskiye göre daha çok hayatımızın içinde olduğunu belirten Öğün, “kapitalist dünyada güzel, ‘şey’leşir.” demektedir. Himaye ilişkisi üzerinden za-naatın kullanım değeri, modern zamanda ise değişim değeri önemlidir. Güzelin abar¬tısı, bir pazarlama stratejisidir ve modern zamana aittir. Popüler kültürün üretim süreci sonunda sanatsal çalışmalar, birer ürüne dönüştürülmektedir. Modern dün¬ya kanserojen bir yapıya sahiptir, her şeyi abartır ve aşırılık fenomeniyle birçok şeyin tüketicisi olmamız sağlanır. Elif Şafak veya İskender Pala romanları değişim değerine örnek olarak verilebilir. Kapitalist dünyada, bizim onların ne kadar tüketicisi olduğu¬muz önemlidir. Formların abartılmasıyla pazarlama sağlanır. Güzelin form olarak ta¬nımlanması, kişiyi üstün olarak tanıtır. Mo¬dern dünyada güzeli ve şükürü aynı anda bulamazsınız. Geçmiş dönemde Rabb’e şü¬kür anlamı için eser, ibadet kavramı içinde değerlendirilirken; güzel, modern dünyada kişileşir. Bu yüzden dindar insan sanatçı olamaz. Dindar insan, yaptıklarını ve or¬taya koyduğu ürünleri ibadet amaçlı yapar. Ortaya konulan ürün şükürdür. Bu yüzden o bir zanaatkârdır.

Mimar Sinan, Allah’ın halk ettiği güzel için Allah’a şükretmiş, yaptıklarını Allah’a şükür amaçlı yapmıştır. Yine Mimar Sinan, Rabb’ini referans göstermiştir; referansı, gü¬zel bir yapı yapmak değildir. Bach “Allah’ın yaptığı esere baktım ve müthiş bir uyum gördüm. Allah’a aşık oldum. Bana verdiği bu yeteneği (müzik yeteneğini) Allah için yaptım.” demiştir.

Öğün, son olarak bu konuda faydalı olacağını düşündüğü “Keçenin Hikâyesi” filmini ve Richard Sennett’in “Zanaatkâr” kitabını tavsiye etti ve gelen soruları cevaplayarak konferansı noktaladı.

Hazırlayan

Canan GÜZEL

(Giriş2)