14 Haziran 2024

KOCAV Seminerleri 2019 Güz Dönemi Sona Erdi

KOCAV Seminerleri 2019 Güz Dönemi Sona Erdi KOCAV’ın 2019-2020 Dönemi, 5 Ekim Cumartesi günü Erol Güngör Kültür Merkezi’nde yapılan KOCAV Seminerleri Güz Döneminin açılış programı ve dersi ile başladı. Seminerler 7 Aralık tarihinde yapılan “Emin Işık Öğrenci Sempozyumu” ile sona erdi

Gençler Baharımızdır

 KOCAV Seminerleri 2019-2020 Dönemi açılış konuşmasını Vakıf Başkanımız Av. Dr. Ali Ürey yaptı. Başkanımız değerli hazirunu selamladıktan sonra sözlerine şöyle devam etti: “İlk olarak bizleri bugünlere kavuşturan Rabbimize şükürler olsun diyorum. Zira öyle bir yaz geçirdik ki hüzün doluydu. Çok değerli hocalarımızı, ağabeylerimizi kaybettik. Onları bir bir kara toprağa uğurladık. Ama bugün baharı temsil eden genç kardeşlerimizle bu çatı altında buluşmamızın mutluluğunu yaşıyoruz. Gerçekten sizler, bizlerin baharısınız. Ve inşallah sizler sayesinde bu ülkenin, bu bayrağın altında bahar asla bitmeyecektir.” Başkan Dr. Ürey, Vakfa ilk kez gelen giriş sınıfına hitaben “Sizler Vakfı zaman içerisinde bizzat yaşayarak tanıyacaksınız. Bu çatı, bizler için kutlu bir çatıdır. Kutluluğu verdiği hizmetlerden gelir. İnanıyoruz ki, bizler için kutlu olan bu çatı kısa bir süre sonra sizler için de kutlu olacaktır.

Zira siz kendi gözlerinizle bu çatı altında yapılan hizmetlere şahitlik edeceksiniz.” dedi. Başkan Dr. Ürey daha sonra, yaklaşık 30 yıldır Vakfın eğitim programlarını yürüten ve nöbeti devreden Prof. Dr. Mustafa Delican’a teşekkür ederek şükranlarını sundu. “Şimdi size, aranızdan çıkan, akademik kadroların basamaklarını bir bir çıkarak doçent olan ve Vakfımızın son Mütevelli Heyeti toplantısında Eğitimden Sorumlu Başkan Yardımcılığı ve Başkan Vekilliği görevlerine getirilen çok değerli hocamız Doç. Dr. Ümran Ay’ı KOCAV Seminerleri’nin 2019 Güz Döneminin açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet ediyorum” sözleriyle konuşmasını yapmak üzere yeni Eğitimden Sorumlu Başkan Yardımcımız Doç. Dr. Ümran Ay’ı mikrofona davet etti.

 “KOCAV Bir İlim Yuvasıdır”

 Doç. Dr. Ay, “Kültür Ocağı Vakfının 40 yıla yaklaşan tecrübesi ile Türk gençlerinin geleceğin bilim, sanat, fikir adamı olma yolunda attıkları adımlarda onlara rehber olmaya, bilgi ve tecrübe birikimini hız kesmeden aktarmaya devam edeceğini” belirttikten sonra “Türk milletinin tarihinde olduğu gibi bundan sonra da milli ve dini değerlerine yabancı olmayan şuur sahibi, idrak, tahlil ve tetkik gücü yüksek, araştıran ve soran kafa yapısına sahip, irfan ve izan sahibi münevver kadroların omzunda geleceğe taşınacağını bilen Kültür Ocağı Vakfı, başta her biri kendi alanında yetkin hocalar tarafından yürütülen KOCAV Seminerleri olmak üzere; her türlü siyasi ve gayri milli duruştan uzak çizgisiyle çeşitli eğitim, kültür, sanat ile üniversite gençliğini donatmayı kendine bir vazife edinmiştir.” Doç. Dr. Ay, “Hasan Kılıçarslan, Durmuş Kocaoğlu, Mehmet Zeki Karahan, Ömer Lütfi Mete, Kemal Çapraz, Ali Murat Daryal, Mehmet Niyazi Özdemir ve bu yaz Hakka uğurladığımız Emin Işık, Yaşar Erdinç ve Ahmet Haluk Dursun hocalarımızı rahmetle ve minnetle yad ediyorum” diyerek kurulduğu günden bu yana KOCAV Eğitimden Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevini yürüten hocamız Prof. Dr. Mustafa Delican’a teşekkür ederek, “Devraldığım bu görevi, onun bilgi birikim ve tecrübesinden, istişare gücünden istifade ederek bir bayrak yarışı inancıyla omuzlayacağıma, emaneti taşımak için elimden gelen gayreti göstereceğime huzurunuzda söz veriyorum. Allah mahcup etmesin.” dedi ve sözlerini bitirirken, kürsüye konuşmalarını yapmak üzere İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu hocamızı davet etti.

“KOCAV Çok Doğru Bir Adres”

 İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu sözlerine “Her seferinde ifade ettiğim gibi açıkçası buraya her geldiğimde kendimi buluyorum. Olmam gerektiğini düşündüğüm yer olduğu için buradayım. Doğru adres olduğunu bildiğim için buradayım. Kültür Ocağı Vakfı hiçbir çıkarın gözetilmediği, hiç kimsenin çıkar peşinde olmadığı, dürüst, samimi, sıcak ve riyasız bir ortam. Herkesin düşüncelerini birbiri ile hesapsız kitapsız yüz yüze konuşabildiği bir ortam. Bu tür ortamlar, kapitalizmin hâkim olduğu ortamlarda çok nadir bulunur. Gelecekte bulunamayacak ortamlardır. Onun için ben de kendi adıma samimi ortamları tercih ediyorum. Burası çok değerli, çok doğru bir adres.” diyerek başladı. “KOCAV ateşi söndürmeyen çok nadir kalan ocaklardan biridir. Diğer ateşler sönse bile buradaki ateş, diğerlerini besleyecek bir ocak olacaktır.”

 “Vakıf Kültürü Fedakârlık Üzerine Kuruludur”

 Prof. Dr. Oğurlu, yeni gelen arkadaşlarımıza hoş geldiniz diyerek hayata ve üniversiteli olmaya dair gözlemlerini bizimle paylaşmak istediğini belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: “Türk İslam coğrafyasında bizim medeniyetimizin verdiği en değerli, en kalıcı katkılardan birisi vakıf medeniyetidir. Vakıf, az önce de vurgulamaya çalıştığım gibi ‘çıkarsızlık’ üzerine kuruludur. Hem dünya medeniyetine bir katkıdır hem de ahiret için insana bir yatırımdır. İnsanlar, vakıf kültürünü sadece para ile ilişkilendirirler. Vakfetmek, bazen insanın canından bazen malından bazen de zamanından vakfederek olabilir. Vakıf kültürü, fedakârlık üzerine kurulu bir medeniyet mahsulüdür. Onun için kuruluşundan bu yana emek veren, başta kurucular olmak üzere, ahirete irtihal eden geçmişlerimizi, hayır ve dualarla yad ediyoruz. İnşallah bizler de gelip geçtikten sonra bizleri de hayır ile yad eden insanlar olur diye ümit ediyoruz.” “Üniversite Yıllarını Sosyal Temas Olarak İyi Değerlendirmek Lazım” “İlkokulda, lisede belki birer dost kazanabilirsiniz ama ömür boyu yanınızda taşıyacağınız, sağlığınızda, zor zamanınızda sizinle yan yana olabilecek belki de kabir kapısına kadar sizi götürüp yerine teslim edecek dostları üniversite yıllarında kazanırsınız. Ben o yıllarda kazandığım dostlarımla hâlâ yan yanayım. Bir kısmı da buralarda zaten. Üniversite yıllarını, sosyal temas olarak iyi değerlendirmek lazım. Ama asla şunu yapmayın, ben yapmadım bunun için çok mutluyum, etrafımdaki insanlara yatırım gözüyle bakmadım. Asla böyle yapmayın. Bu kapitalist bir mantıktır. Bizim ahlakımıza, kültürümüze, kendi medeniyet değerlerimize özgü dürüstlüğü, adaleti, hakikati ve insanlığı güzel olan insanlar ile temasta bulunun. Ben yatırım amaçlı kurulan arkadaşlıkların nasıl paramparça olduğunu gördüm. Ama üniversiteler sadece sosyal ve dostluk mekânlarının kurulacağı yerler değildir. Üniversitenin iddiası, evrensellik üzerine kurulu oluşudur.” Prof. Dr. Oğurlu konuşmasının devamında üniversite kulüplerinin, vakıf ortamlarında kazanılan sosyal tecrübelerin ve üniversite yıllarının dil eğitimi açısından önemine değindikten sonra her anlamda akademisyen hocalardan istifade edebilmemiz gerektiğini söyledi. Bulunduğunuz Mekânların Hakkını Verin “Dünyanın birçok yerinde insanlar hâlâ kötü mekânlarda iyi hocalardan ders alıyor. Bu, çok iyi mekanlarda kötü hocalardan ders almaktan daha iyi bir şeydir. İdeal olan çok iyi mekanlarda çok iyi hocalardan ders almaktır ama henüz dünyanın Doğu coğrafyası bu tür mekanları kurmakta başarılı olamadı. Biz ilmin önüne farklı noktalarda ket vuruyoruz. Bir tarafta ilmin bacağına Avrupa’nın kurtulduğu zenginlik ve aristokrasi takılıyor diğer tarafta ise bizim inancımızın tam tersine olan bir skolastisizmi biz kendimiz koymaya çalışıyoruz. Bu skolastik düşünce 16. yüzyıldan sonra bizim üniversitelerimizi üniversite olmaktan çıkarırken Batı’da gerçekten üniversiteler yükselmeye başlıyor. Hangi kitapları okumanız gerektiğini buradaki hocalarınıza sorarak öğrenin. Örnek veriyorum şu an burada bulunduğumuz merkezin adı Erol Güngör değil mi? Diğer tarafta Seyyid Ahmet Arvasi… Bunlar kimdir? Neler söylemişler acaba? Adları bir binaya, bir eğitim teşekkülüne verilecek kadar değerli neler söylemişler? Onlara bir bakalım.

Her yerde Medeniyetimizin İzleri Var

Hocamız birlikte yaşadığımız coğrafyanın ve kimliğimizin önemini şu sözlerle vurguladı: “Ömrü doğru yerde sarf etmek, sözü doğru yerde sarf etmek en değerli şeydir. Medeniyetimiz çok geniş, büyük bir coğrafya. Çin’in ortasından başlar Balkanlara kadar uzanır. Gittiğiniz her yerde sizin medeniyetinizin izleri var. Bu izin farkında olmak gerekiyor. Kendi coğrafyamızı her şeyiyle öğrenmeye çalışalım. Tarihi bilmek, sizin kim olduğunuzu bilmenizi sağlar. Ama rasyonel olmak da şu anda dünyada ne kadar arkalarda olduğumuzu, ne kadar zor durumda olduğumuzu anlamamız için değerli bir şeydir. Bu kara bahtı tersine çevirmek mümkündür. Bu ancak gençlerin kendi ülkelerine, milletlerine, devletlerine tarih ve coğrafya şuuruyla yeniden sahip çıkmaları ile olabilecek bir şeydir. Bunları yapmak için de bulunabilecek adresler işte bu tür çok nadir bulunan adreslerdir. Karadenizliler neden fındık ocağı derler biliyor musunuz? Çünkü o bir dal iken yanından birçok dal çıkar. O dallardan iyi olanları alıp başka yerlere ekersiniz onlar da çıkar. Sonrasında onların her biri bir ‘ocak’ olur. Ocak budur. Ocak üretir.” Prof. Dr. Yücel Oğurlu, sözlerini Vakfımızın ateşi söndürmeyen çok nadir kalan ocaklardan biri olduğunu, diğer ateşler sönse bile buradaki ateşin, diğerlerini besleyecek bir “ocak olacağını” ifade ederek bitirdi. Programın devamında öğrenciler Giriş, Gelişme, İhtisas sınıflarında bilgilendirme toplantılarına katıldılar. Sene içinde yapılacak faaliyetlerle ilgili her sınıfta bilgilendirme yapıldı, öğrencilerin soruları cevaplandırıldı.