KOCAV Hacı Arifbey Konağı’nda 14 Kasım 2025 Cuma akşamı gerçekleştirilen Divan Sohbeti’nin post sahibi, İbn Haldun Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğr. Üyesi Dr. Vehbi Baysan oldu. “Arap Baharı’ndan Bugüne: Ortadoğu’da Dönüşüm, Türkiye ve Gelecek Senaryoları” başlıklı sohbette; bölgedeki güç dengeleri, sınır güvenliği ve yaklaşan iklim kaynaklı göç dalgaları masaya yatırıldı.
Dr. Baysan, sözlerine yakın tarihin en büyük kırılma noktalarından biri olan Arap Baharı’nın öngörülemezliğine vurgu yaparak başladı. Bölgeye dair yazılan senaryoların hiçbirinde bu sürecin yer almadığını belirten Baysan, “80’lerde ya da 90’larda birileri çıkıp ‘Arap dünyası ayaklanacak’ dese herkes buna gülerdi. Hatta ‘Bu iş nerede başlar?’ diye sorulsa, Tunus listenin en sonundaki ülke olurdu. Hele ki onun akabinde Libya’da bir ayaklanma olacağı kimsenin aklına gelmezdi. Ama bunlar oldu.” ifadelerini kullandı. Bu sürecin tek bir sebeple açıklanamayacağını, sonucunda net bir nihayete varılamayan çok bilinmeyenli bir denklem olduğunu dile getirdi.
Sınırımızdaki Tehdit
Suriye’nin durumuna ve bölgedeki istihbarat savaşlarına değinen Baysan, Suriye’de devrim sırasında gerçekte neler yaşandığının hala tam olarak bilinmediğini, bu detayların muhtemelen 20-30 yıl sonra ortaya çıkacağını belirtti. Özellikle İdlib ve sınır güvenliği meselesinde Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehlikenin boyutlarına dikkat çeken Baysan, şu eleştirel tespitte bulundu: “Hangi devletin sınırında 120 bin eğitimli, donanımlı ve İŞİD ile mücadelede alan tecrübesi kazanmış silahlı güç varsa, bu o devlet için büyük bir sorundur. Türkiye’nin bu durumu uluslararası camiaya çok daha güçlü bir şekilde anlatmış olmasını dilerdim.”
Yeni Kriz Dinamiği: “Ani Çölleşme” ve Göç
Siyasi analizlerin ötesine geçerek coğrafi ve iklimsel bir projeksiyon da çizen Baysan, Ortadoğu’yu bekleyen yeni tehlikenin “su ve iklim” olduğunu vurguladı. Bölgedeki otokratik rejimlerin ve krallıkların varlıklarını devam ettirme çabalarının yanı sıra, doğanın dayattığı zorlukların arttığına dikkat çekti.
Ani sel baskınlarının yanı sıra “flash desertation” (ani çölleşme) kavramına değinen Baysan, İsrail’in özellikle Golan Tepeleri’ndeki su kaynakları ve nehirleri kurutmasının bölgeyi yaşanmaz hale getirdiğini belirtti. “Savaşlar ve krizler sürekli göç yaratıyor. 2035 yılına kadar Avrupa’ya 30 milyon göçmenin gelme olasılığı var.” dedi.
Konuşmasını Türkiye’nin insan kaynağı politikasına dair önerilerle tamamlayan Baysan, Yetişmiş Ortadoğu uzmanlarına ihtiyacımız olduğunu, Türkiye’nin yurt dışına gönderdiği öğrencilere sahip çıkması, ülkeye dönmeleri için teşvik etmesi ve onları sistemde en çok fayda sağlayacakları yerlere konumlandırması gerektiğini vurgulayarak sözlerini noktaladı.
HABER: Yusuf TANRIVERDİ (İhtisas 1)


