KOCAV; düşünce, tarih ve medeniyet eksenli programlarına bir yenisini daha ekledi. Bu kapsamda, Balıkesir Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Başaran’ın konuşmacı olarak katıldığı “Amerikan Yahudiliği ve Evanjelizm” başlıklı konferans, 2 Mayıs 2026 tarihinde KOCAV Erol Güngör Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programın yönlendiriciliğini Vakıf Mütevelli heyeti üyemiz, Tekirdağ Namık Kemal Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Hakkı Ertan üstlendi.
Akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda davetlinin katıldığı programda Amerikan Yahudiliğinin tarihsel gelişimi, dini yapılanmaları ve Evanjelik düşüncenin küresel etkileri ele alındı. Program boyunca katılımcılar hem tarihsel süreçlere dair bilgi edinme fırsatı buldu hem de günümüz uluslararası ilişkilerinde dini yapıların etkisine ilişkin değerlendirmeleri dinledi.
Konuşmasına Amerikan Yahudiliğinin tarihsel arka planıyla başlayan Prof. Dr. İsmail Başaran, Yahudilerin Amerika’ya göç sürecinin 17. yüzyılın ortalarında başladığını ifade etti. İlk göçmenlerin büyük ölçüde Sefarad kökenli olduğunu belirten Başaran, 19. yüzyılda Alman Yahudilerinin, 20. yüzyılın başlarında ise Rusya ve Doğu Avrupa’dan gelen Aşkenaz Yahudilerinin Amerika’ya yoğun göçler gerçekleştirdiğini söyledi. Bu göçlerin Amerikan Yahudiliğinin bugünkü entelektüel ve kurumsal yapısının oluşmasında önemli rol oynadığını vurguladı. Başaran’a göre söz konusu göç hareketleri yalnızca nüfus artışı anlamına gelmemiş aynı zamanda Amerika’daki Yahudi toplumunun kültürel çeşitliliğini ve sosyal etkisini de artırmıştır.
17. yüzyılda başlayan göç dalgalarıyla şekillenen Amerikan Yahudiliği
Başaran, Yahudilerin ilk dönemlerde Amerika’daki Puritan toplum yapısı içerisinde çeşitli dışlanmalar yaşadığını, ancak anayasal güvenceler ve din özgürlüğü anlayışının gelişmesiyle birlikte kamusal hayatta daha görünür hale geldiklerini ifade etti. Özellikle eğitim, hukuk, medya, akademi ve ticaret alanlarında etkili bir konuma ulaştıklarını belirten Başaran, bu başarının arkasında güçlü bir kurumsallaşma sürecinin bulunduğunu söyledi. Amerikan Yahudiliğinin başarısının yalnızca bireysel çabalarla değil, güçlü sivil toplum yapılarıyla kalıcı hale geldiğini belirtti.
Başaran ayrıca Amerikan Yahudiliğinin zaman içerisinde yalnızca dini bir topluluk olmanın ötesine geçerek güçlü bir sosyal dayanışma modeli oluşturduğunu ifade etti. Eğitim kurumları, yardım kuruluşları ve kültürel organizasyonlar aracılığıyla toplumsal bağların canlı tutulduğunu söyleyen Başaran, bu yapının Yahudi kimliğinin korunmasında önemli rol oynadığını dile getirdi. Amerikan toplumundaki farklı Yahudi topluluklarının modern yaşam ile geleneksel değerler arasında farklı denge arayışları geliştirdiğini belirten Başaran, bu durumun Amerikan Yahudiliğinin çok katmanlı yapısını ortaya koyduğunu söyledi.
Konferansta Amerikan Yahudiliği içerisindeki farklı dinî akımlar da ele alındı. Başaran; Reformist, Ortodoks, Muhafazakâr ve Yeniden Yapılanmacı Yahudilik ekollerinin moderniteyle kurduğu ilişkiyi değerlendirdi. Reformist Yahudiliğin modern Amerikan yaşamıyla uyumlu bir din anlayışı geliştirmeyi hedeflediğini ifade eden Başaran, Ortodoks Yahudiliğin ise geleneksel Yahudi hukukunu ve dinî ritüelleri koruma konusunda daha muhafazakar bir çizgi izlediğini söyledi.
Ultra Ortodoks ve Hasidik topluluklara da değinen Başaran, bu yapıların sekülerleşmeye karşı daha kapalı ve cemaat merkezli bir yaşam biçimi tercih ettiğini belirtti. Özellikle New York’un bazı bölgelerinde kendi eğitim sistemlerini ve sosyal düzenlerini oluşturduklarını ifade eden Başaran, bunun Amerikan Yahudi toplumunun çok katmanlı yapısını gösterdiğini kaydetti.
Programın dikkat çeken başlıklarından biri de Evanjelizm üzerine yapılan değerlendirmeler oldu. Başaran, Evanjelik düşüncenin yalnızca Amerika’daki dinî hayatı değil, aynı zamanda ülkenin siyasal tercihlerini ve dış politikasını da etkilediğini söyledi. Özellikle “Hristiyan Siyonizmi” yaklaşımının İsrail politikaları ve Orta Doğu’daki gelişmeler üzerinde etkili olduğunu belirten Başaran, Evanjelik hareketlerin medya, finans ve siyaset alanlarında önemli bir karşılık bulduğunu ifade etti.
Amerika’da din ve siyasetin birbirinden tamamen ayrı olmadığını söyleyen Başaran, Evanjeliklerin “vadedilmiş topraklar” inancı ve kıyametle ilgili dini beklentilerinin Amerika’nın dış politika kararlarında etkili olduğunu belirtti. Bu düşüncelerin zaman zaman Beyaz Saray’ın politikalarına da yön verdiğini ifade etti.
Konferansın son bölümünde modern dünyada dinî kimliklerin karşı karşıya kaldığı sorunlara değinen Başaran; sekülerleşme, aşırı bireyselleşme ve kültürel çözülme gibi olguların tüm dinî topluluklar açısından önemli bir sınav oluşturduğunu söyledi. Buna rağmen dinî aidiyetlerin tamamen ortadan kalkmadığını yeni kurumsal modeller ve dijital stratejilerle varlığını sürdürdüğünü ifade etti.
Program sonunda gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde katılımcılar; Amerikan iç siyaseti, İsrail-Amerika ilişkileri ve Evanjelik hareketlerin küresel etkileri üzerine sorular yöneltti. Başaran, soruları akademik bir çerçevede yanıtladı.
Etkinliğin sonunda, vakıf mütevelli heyeti üyemiz Prof. Dr. Murat Elmalı tarafından Prof. Dr. İsmail Başaran’a günün anısına hediye takdim edildi. Vakıf atölyelerinde hazırlanan ebru tablosu, programın kültürel anlamını pekiştiren özel bir armağan olarak sunuldu.
Hazırlayan: Ceyda EKİCİ (İhtisas 2)
