14 Haziran 2024

Prof. Dr. Erol Güngör Anma Panelinde KOCAVlılar Konuştu

Zeytinburnu Belediyesi tarafından Prof. Dr. Erol Güngör’ün doğumunun 83. yılında düzenlenen “Erken Kayan Yıldız: Prof. Dr. Erol Güngör” paneline KOCAVlı hocalarımız konuşmacı olarak katıldı. Panel, 27 Kasım günü Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Seminer Hocalarımızdan, Vakıf Meclisi Üyelerimiz Prof. Dr. Tahsin Görgün, Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, Doç. Dr. Adem Bölükbaşı ve Dr. M. Fatih Karakaya’nın Prof. Dr. Erol Güngör’ü anlattığı panelin oturum başkanlığını akademisyen-yazar Beşir Ayvazoğlu yaptı.

Erol Güngör’ün Perspektifinden Bilim ve Üniversite Meselesi

Türk düşünce dünyasının önemli değerlerinden biri olan sosyal psikolog, tarih incelemelerinde önder bir fikir adamı olan Prof. Dr.Erol Güngör’ü konu alan panel,Beşir Ayvazoğlu’nun açılış konuşmasıyla başladı. Ayvazoğlu’nun konuşmasının ardından ilk söz Vakıf Meclisi ve Mütevelli Heyeti Üyemiz, Seminer Hocalarımızdan İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahsin Görgün’e verildi. Prof. Dr. Görgün “Erol Güngör’ün Perspektifinden Bilim ve Üniversite Meselesi” başlıklı konuşmasında Prof. Dr. Erol Güngör Hoca’nın bu konu hakkında doğrudan bir yazısı olmadığını fakat farklı eserlerinde ilim felsefesi hakkında görüşlerini görmemizin mümkün olduğunu söyledi. Bu bağlamda Prof. Dr. Erol Güngör’ün Türk kültürünü bir ilim olarak kabul ettirme çabasından bahsetti. Manevi ve sosyal ilimler söz konusu olduğunda önce toplumun kendisine, daha sonra toplumun zaman içerisinde kendi sorunlarını halletmek için geliştirdiği makul yollar neler ise bunlara bakılması gerektiğini vurguladı. Ardından Prof. Dr. Görgün, Prof. Dr. Erol Güngör zaviyesinden ilim ve üniversite problemine şu şekilde değindi; “Türkiye’de aydınlar bu toplumun meseleleriyle iştigal etmek yerine bu toplumun bizzat kendisini, kültürünü, tarih içerisinde geliştirdiği problem çözme mekanizmalarını problem olarak görüyor. Diğer taraftan da bir süre toplum, kendi hafızasını mukayese etmek ile alakalı gayreti irtica olarak niteledi. İlim bir problem çözme faaliyetiyse, toplumun kendi inançları, tarihi birikimi, dili ve diğer toplumlarla ilişkileri içerisinde ortaya çıkmış olan değerli şeylerin korunması problemdir ve bununla baş edebilmek için kendi toplumumuzu araştırmak hem ilimin hem de üniversitenin temel problemi olmalıdır.” Prof. Dr. Görgün, Erol Güngör’ün bu tespitine dikkat çekerek sözlerini sonlandırdı.

Erol Güngör ve Aliya İzzetbegoviç Üzerine Mukayeseli Bir Değerlendirme

Vakıf Meclisi Üyemiz ve Seminer Hocalarımızdan Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Okur panelde “İstanbul-Bosna Hattında ‘İslam’ın Uyanışı’ Tartışması. Erol Güngör ve Aliya İzzetbegoviç Üzerine Mukayeseli Bir Değerlendirme” sunumuyla iki düşünürün ortak ve farklı yönlerinden bahsetti. Prof. Dr. Okur öncelikle sözlerine kendi çalışmalarında da sık sık yer verdiği “dünya” kavramını açıklayarak başladı. Dünya ile imparatorluklardan bağımsız yönetim şeklinin anlaşılması gerektiğini söyledi ve bunu ”Mesela Batı dediğimizde bağımsız devletler söz konusu ama bunların arasında kuvvetli bağlar, paktlar var. Biz tarihimize baktığımızda devletimizin sınırları ötesine uzanan topraklarla bağlarımız vardı ve bu bağlar arasındaki ilişki zamanla koptu. Aynı dünyanın parçaları farklı dünyaların parçası oldular. Bosna başka bir dünyanın biz de bir başka dünyanın parçası olarak ayrıldık.”diyerek açıkladı. Bu sözleriyle Bosna ile aramızdaki bağa da değinmiş oldu. Prof. Dr. Okur sunumunda anılan iki ismi iki eser üzerinden karşılaştırdı. Bu eserlerden ilki İslam Deklarasyonu (1971), diğeri de İslam’ın Bugünkü Meseleleri’ydi (1981). Prof. Dr. Okur, bu iki eseri birlikte değerlendirerek şu tespitlerde bulundu; ”Her ikisi de uyanıştan bahsediyor. Batılılaşma ikisi açısından da itiraz edilen bir mesele. Din anlayışları arasında benzerlikler var ve İslam’ın, hayatın hem maddi hem de manevi taraflarını kucakladığını ikisi de vurguluyor. Sömürgeci aydın tipine itiraz ediyorlar ve eğitim meselesini öne çıkarıyorlar. Bizim medeniyet değerlerimiz üzerinde yükselen bir eğitim sistemine ihtiyacımız olduğuna dikkat çekiyorlar. Her ikisi de radikal muhafazakârlığı eleştiriyor. Ayrıştıkları temel nokta şu: Aliya bir azınlık aydını olduğu için çoğunluğa bakışı ve milliyetçilik dâhil birçok kavrama atfettiği anlamlar aslında kendi özel durumuyla ve dünyasıyla bağlantılı. Erol Güngör’de ise İslamcılık tenkidi görüyoruz. İslam birliğinin aslında bir dünya tasarımı olduğunu söylüyor.” Bu sözlerinin ardından Prof. Dr. Erol Güngör Hoca’nın geleneğini ve mirasını yaşatma yollarından bahsederek konuşmasını sonlandırdı.

Erol Güngör’de Laiklik Pratiğinin Eleştirisi

Üçüncü konuşmacı Vakıf Meclisi Üyemiz, Seminer Hocalarımızdan Bandırma Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adem Bölükbaşı idi. Doç. Dr. Bölükbaşı, “Erol Güngör’de Laiklik Pratiğinin Eleştirisi” isimli tebliğini sundu. Prof. Dr. Erol Güngör’ün laiklikle ilgili hususları milli kimlik meselesiyle ilgili bir sorun olarak gördüğünü anlattı. Prof. Dr. Erol Güngör’ün, laikliği, basitçe bir din ve devlet ilişkisi modeli olarak tartışmadığını vurguladı. Prof. Dr. Erol Güngör Hoca’nın dönemsel şartları da dikkate alarak 1945 sonrası soğuk savaş döneminde, Türkiye’de nasıl bir demokratik gelişme kaydedilebileceğine dair kaygılarla laiklik meselesini ele aldığını belirtti. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında laikliğin günümüzde de hala bir kültür çatışması, bir medeniyet çatışması olarak algılandığını belirtti ve bu açıdan da çözümlenmesi ve ele alınması gereken bir mesele olduğunu söyledi.Türkiye’de Fransız tipi laikliğin olduğunu ve Prof. Dr. Erol Güngör’ün sınıf siyaseti üzerinden toplumsal değişmeyi açıklamaya çalışan cepheye karşı sosyolojik teorik yaklaşımdan yazılar yazdığını anlattı. Prof. Dr. Erol Güngör Hoca’nın laiklik ile ilgili eleştirilerini beş başlıkta topladığını söyledi ve başlıklardan bahsederek tebliğini tamamladı.

Erol Güngör ve Makine Medeniyeti Tartışmaları

Programın son konuğu Vakıf Meclisi Üyemiz, Seminer Hocalarımızdan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arş. Gör. Dr. M. Fatih Karakaya idi. Arş. Gör. Dr. Karakaya “Erol Güngör ve Makine Medeniyeti Tartışmaları” adlı tebliğinde Güngör Hoca’nın yazılarından alıntılayarak “Makine nedir?”, “Makineleşme nedir?” gibi sorulara cevap verdi ve genel hatlarıyla makineleşmenin tarihçesinden bahsetti. Karakaya, Prof. Dr. Erol Güngör Hoca’nın makineleşmede yaygınlaşmanın işsizliğe yol açabileceğine dair tartışmalar gerçekleştirdiğini fakat makineleşmenin yaygınlaşmasıyla işsizliğin azalması arasında çok büyük bir ilişki olmadığını tespit ettiğini söyledi. Bununla birlikte Hoca’nın “Makine ile gelen yeni bir değer sistemi, yeni bir hayat tarzı eski ahlaki yargıları kuvvetle sarsıyordu.” dediğini aktardı. Bununla mücadele etmek için ise Prof. Dr. Erol Güngör Hoca’nın çözümünün Batı’dan gelen yahut teknoloji ile gelen şeylere sansür uygulamak yerine, kültürün bunlardan etkilenecek düzeyde zayıf kalmasını engellemek olduğunu belirtti. Hoca’nın milli kültür ve ahlak anlayışı ile bu yeni teknolojilere bir bakış getirilmesi gerektiğine işaret ettiğini söyleyerek konuşmasını tamamladı. 

“Erken Kayan Yıldız: Prof. Dr. Erol Güngör”anma panelinin tamamını https://youtu.be/I_0WTt2PZ5Iadresinden izleyebilirsiniz.

Hazırlayan: Afra YÖRÜKOĞLU (Gelişme 2)