DÜŞÜNCE DERGİSİ 10. SAYI ÜNİVERSİTE ÇIKTI

       Üniversite, ihtiva ettiği anlam ve gördüğü işlevler bakımından, bugü­nün Türkiye’sinde artık toplumun yalnızca dar bir kesimiyle bağlantılı bir yapı olmaktan çıkmış; bilakis neredeyse toplumda temas etmediği hiçbir kısım kalmamıştır. Geleneksel yükseköğrenim sürecinde üstlen­diği gayeler ve bugün kendisine yüklenen anlam ve kendisinden elde edilmeye çalışılan ürünler düşünüldüğünde, üniversitenin bizatihi ken­disini mercek altına almak ve yeniden düşünmek gerektiği fikri geliş­miştir. Hür tefekkürün geniş bozkırında kendi yakıcı meselelerini enine boyuna tartışmayı hedefleyen Düşünce Dergisi, üniversiteyi bu bağlam­da incelemek üzere dosya konusu olarak hazırladı.

       Üniversite, ilmi bilginin ve fikrin üretim ve aktarım merkezi olması­nın yanında diğer taraftan teşkilatlı yükseköğrenim sistematiğini bün­yesinde barındırması bakımından farklı cepheleri bulunan bir müesse­sedir. Bu çok yönlü yapıyı ele alırken üniversiteyi, kendi tarihsel süreci, taşıdığı anlamı, temelindeki felsefesi, işleyişindeki usulü ve diğer temel dinamiklerini göz önünde bulundurarak mercek altına almak gerek­mektedir. Aksi halde “âmâların fili tanıması” kıssasında olduğu gibi, üniversiteyi yalnızca bir boyutuyla anlamlandıran kifayetsiz değerlen­dirmeler ortaya çıkacaktır. Hazırlanan dosyada, yapısı ve işlevi itibariyle farklı zaviyelerden ele alınmayı gerektiren üniversite, çeşitli disiplinlerin bakış açısıyla ve de­ğişik yöntemlerle yeniden düşünülmeye gayret edildi. Bu çabanın bir gereği olarak, tarihi devamlılık bağlamında medreseden başlamak üze­re günümüz üniversitelerinin gelişim sürecine kulak verildi. Kavramsal temellendirmenin yapılabilmesi için medrese ve üniversitenin kurum­sal evriminin felsefi çözümlemesi ele alındı. Bu noktada yapısal ola­rak medrese ve üniversite mukayesesinin gerekliliği sorusuna cevaplar arandı. Mevcut üniversite sistemimizin etkin bir yorumunun yapılabil­mesi için dışardan bir göz olan Hirsch’in ve bu yapının merkezinde du­ran bir mütefekkir olan Hocaoğlu’nun değerlendirmeleri birlikte ince­lendi. Hızla değişen ve dönüşen dünyada, bu devinime ayak uydurmak zorunda olan üniversitenin, yarınını görebilmesi ve bu döneme hazır­lanması için geliştirilecek stratejik yaklaşımlar, yapılan araştırmaların mahsulü olarak derlendi. Bununla beraber dijitalleşen çağda her şeyin yeniden tanımlandığı bir düzende, üniversitenin yol aldığı sürece ve bu dönemde ortaya çıkacak yeni meselelere de işaret edildi. Üniversitenin, ülkedeki sosyal meselelerden tamamen ayrık bir yapısının ve geçmişi­nin olmadığı gerçeğinden hareketle yakın dönem siyasi hayatı ile üni­versite yapılanması arasındaki ilişkilere dair sorular ise Prof. Dr. İsmail Coşkun’a yöneltildi.

       Ülkemizdeki üniversitelerin temsil ettikleri bir felsefenin olup olma­dığı sorusundan hareketle, farklı disiplin ve üniversitelerden hocalarla, bir soruşturma çalışması yapıldı. Bu soruşturmada, felsefi dayanakla­rını kurabilen ve buna bağlı olarak hedef geliştirebilen bir “Türk Üni­versitesi” olup olmadığı sorusu hocalara yöneltildi. Çeşitli dayanaklarla birbirinden farklı cevapların verildiği bu soruya, cevaplayanların “ideal üniversite” tasavvuru da eklendi. Konu üzerinde beyin fırtınası yapma­ya imkân tanıyan bu soruşturma, üniversitenin taşıdığı anlam bakımın­dan, akademide bir fikir birliği olmadığı sonucunu belirginleştirdi.

       Üniversitenin etraflı bir şekilde anlaşılabilmesi için, ekol oluşturmuş, dünyaca tanınırlığa kavuşmuş farklı üniversitelerin kuruluş felsefeleri ve mevcut işleyişleri ayrı bir bölümde incelendi. Bu çalışmada, irdele­nen üniversite yapılarının, bulundukları ülkenin benimsediği temel felsefeler ve toplumdaki ihtiyaçların etkisinden tamamen bağımsız ol­madığı müşahede edildi. Yine aynı amaçla, Alman yükseköğreniminin temellerini atan Humboldt’un kurduğu sistemin iç ve dış organizasyo­nunu anlattığı makalenin çevirisi yapıldı.

       Düşünce Dergisi’nin kendisiyle röportaj yapma teklifini kabul ederek, hazırlanan sayıya değer katan Muhterem Prof. Dr. Aziz Sancar’a hassaten teşekkür etmek isteriz. Gerek bilim dünyasına katkılarıyla ge­rek ülkemizi temsiliyle gerekse gençlere çizdiği ufukla gurur ve ilham kaynağı olan Sancar’ın, üniversiteye, bilime ve emek kaynaklı başarıya ilişkin fikirleri, üniversitenin yeniden düşünülmesi ve yarına hazırlan­ması noktasında mihenk taşı niteliğinde. Röportajın yapılmasında yar­dımcı olan Sayın Haluk Eldem, Sayın Enver Sancar ve Sayın Şerafettin Yılmaz’a da ayrıca teşekkür ederiz.

       Bu sayının hazırlanmasında görüşlerine başvurduğumuz, planlama ve içerikle ilgili değerli görüşlerini bizimle paylaşan Prof. Dr. Tahsin Görgün ve Prof. Dr. Azmi Özcan’a desteklerinden dolayı teşekkür ede­riz.

       Üstlendiği amaç ve gördüğü işlev bakımından hem bugünün hem yarının dünyası için önemli bir kavşakta duran üniversitenin yeniden düşünülmesi, irdelenmesi yadsınamaz bir ihtiyaç. Farklı disiplin ve ba­kış açılarının katkı sunduğu bu sayının ihtiyaçların giderilmesi nokta­sında istifadeli olması temennisiyle...