Skip Navigation Links
Ana Sayfa   
VakfımızExpand Vakfımız
    Temel Hedefler   
Temel İlkeler   
Tarihçe   
Site Haritası   
İletişim
 
Skip Navigation Links
Etkinlikler Expand Etkinlikler
Burslar Expand Burslar
Fotoğraf Galerisi
Basında KOCAV
BEŞİR AYVAZOĞLU İLE MEDENİYET VE ESTETİK ÜZERİNE!..
Millî varlığımıza ve tarihimize yönelik duyarsız ve çarpık yaklaşımlar bilakis ülke gençliğini olumsuz etkilemektedir. Olumsuz etkilenmenin sonucu olarak da, gençlerimiz kendi medeniyet ve estetik anlayışından bihaber yetişmektedir.

MEDENİYET VE SANAT

 

“Medeniyet ve Estetik”

Beşir AYVAZOĞLU

Gazeteci-Yazar

 

Prof. Dr. Erol GÜNGÖR Salonu

27 Şubat 2010/ 17.00

 

AHDE VEFA

Süheyl ÜNVER

Yıldız YAVUZ (İhtisas II)

 

Gençlerimiz Medeniyet ve Estetik Anlayıştan Yoksun

 

“Kültürler, büyük milletlerin oluşturdukları medeniyete ev sahipliği yapan ve içerisinde kitleleri barındıran bir beşiğe benzemektedir. İşte medeniyet, bir milletin kültüründen beslenen ve o millete özgü olan önemli bir kavramdır. Medeniyeti oluşturan ve olgunlaştıran da milletlerin estetik anlayışlarıdır.”

Yukarıda aktardığım sözler gazeteci-yazar Beşir Ayvazoğlu’nun medeniyet ve estetiğe dair açıklamalarından yalnızca biri. Bu gibi nice değerli görüşün aktarıldığı yer ise KOCAV Erol Güngör Salonu…      

Bu yıl “Medeniyet ve Sanat” başlığı altında gerçekleştirilen KOCAV Konferans/Panel/Açıkoturum dizisinde Gazeteci-Yazar Beşir Ayvazoğlu “Medeniyet ve Estetik” başlıklı konuşmasına, medeniyet ve estetiğin, milleti millet yapan çok kapsamlı kavramlar olduğunu belirterek başladı.

“Medeniyet, köken olarak medine kelimesinden gelir. Bu kelime Arapça’da şehir demektir. Yani medeniyet; şehirli olma kültürüdür. Estetik ise; şehirlilik kültürünün karakterini olgunlaştıran, onu ileri medeniyet ufkuna taşıyan bir kavramdır.

Medeniyet ve estetik konusu, günümüzde tatmin edici meziyetlerle açıklanmamaktadır. Birçok medeniyete beşiklik eden bu ülkenin insanları, bu kelimelerin hakkını veremiyor, içini dolduramıyor; bu şekilde de insanların kendi tarihî eserlerine karşı kanaatlerinde önemli sorunlar ortaya çıkıyor. Kanaatlerimizin arka planını dolduramıyoruz. İstanbul’da yaşayan ve şu an çok yakınında olduğumuz Süleymaniye Camii’ni ziyaret eden insanlara, bu caminin güzel olup olmadığını sorsak, çoğunun bu caminin mükemmel olduğu cevabını alırız. Ama bu caminin neden güzel olduğunu sorduğumuzda birçoğu afallar. Yanıt bulamaz. İşte bu yüzden neden ve niçin soruları çok önemlidir. Medeniyet ve estetik çerçevesini oluşturan mekanizmalar hakkında çok fazla yüzeysel ve kulaktan dolma bilgilere sahibiz, bu da kültürümüze yönelik büyük bir kıyımın başlangıcı sayılabilir. Bu kıyıma kapılarını açan diğer bir yöneliş daha vardır ki o da, kendi tarihimize ve medeniyetimize yönelik ikili yaklaşımlardır. Bunlar da, birçoğumuzun geçmişimize yönelik olumsuz düşüncelerini kamçılamaktadır. Millî varlığımıza ve tarihimize yönelik duyarsız ve çarpık yaklaşımlar bilakis ülke gençliğini olumsuz etkilemektedir. Olumsuz etkilenmenin sonucu olarak da, gençlerimiz kendi medeniyet ve estetik anlayışından bihaber yetişmektedir.

Medeniyet, şehirli oluştur. Kültür ve medeniyet şehirde oluşur. Bugüne kadar oluşagelen kültür ve medeniyet ürünlerimizi geleceğe taşımak görevimizdir. Medeniyet ve kültürlerin korunmasındaki asıl amaç; onların gelecek nesillere ulaşabilmesidir. Fakat bunu yaparken yani kültür ve medeniyeti korumak isterken düştüğümüz “aşırılaşma” da çok yanlıştır. Çünkü içine kapanan her şey kendini harcar. Aşırı muhafazakârlık dejenerasyona sebep olur. Aşırı saklamak, yok etmenin bir diğer görünüşüdür. Bu nedenle kültür ve medeniyet muhafazasında yok edici formlara girmememiz gerekmektedir. Elimizde olan mirasın kıymetini bilerek, duyarlılığımızla onları gelecek kuşaklara ulaştırabilmeyi sağlamamız, kültür yelpazemizi genişletecektir.

Tüketim kültürü içerisinde büyük pay sahibi olarak yerimizi aldığımız bu günlerde, estetik anlayışımız yok olma tehlikesi geçirmektedir. Bunu önlemek için de geçmişimizle irtibat halinde olmamız, kültür ve medeniyetimizle ilgili her konuda soru sorma alışkanlığı edinmemiz yani okumamız ve araştırmamız gerekmektedir.

Bugünkü yapılar hakkında büyük bir hayal kırıklığı içerisinde olduğu anlaşılan Ayvazoğlu, estetiğini kaybeden yapıların, estetiğini kaybetmeye yüz tutmuş bir şehir meydana getirdiğini, “salaş bir İstanbul’da” yaşamaya başladığımızı belirtti.

Tarihi yapıları taklit etmekte olanlara karşı ılımlı yaklaşan Ayvazoğlu: “bir şeyi taklit ederseniz, ileride onun ne olduğunu anlamaya çalışabilirsiniz” sözleriyle taklidin anlamaya yönelik bir evre olduğunu belirterek konuşmasına son verdi.

 

 Yıldız YAVUZ

(İhtisas II)

 


powered By Kürşad KARA