Skip Navigation Links
Ana Sayfa   
VakfımızExpand Vakfımız
    Temel Hedefler   
Temel İlkeler   
Tarihçe   
Site Haritası   
İletişim
 
Skip Navigation Links
Etkinlikler Expand Etkinlikler
Burslar Expand Burslar
Fotoğraf Galerisi
Basında KOCAV
Prof. Dr. Ahmet YÖRÜK Divanlarından Seçmeler!..
Şubat soğuğunun kendini iyice hissettirdiği bir kış gününün akşamında sohbete doymak isteyen gönüllerin sıcaklığıyla sohbete başladı hocamız.

Prof. Dr. Ahmet Yörük

Her Ayın 4. Cuması

Divan Salonu/19.00

 

Gençliğe Yol Veren Mekânlar…

 

Şubat soğuğunun kendini iyice hissettirdiği bir kış gününün akşamında sohbete doymak isteyen gönüllerin sıcaklığıyla sohbete başladı hocamız.

Milli Türk Talebe Birliği: Bizim talebeliğimizin önemli bir mekânı var: MTTB dediğimiz Milli Türk Talebe Birliği. Şimdilerde Halk Eğitim Merkezi. Orası çok önemliydi hepimiz için bütün üniversite öğrencileri için. Biraz yukarda da Talebe Federasyonu vardı. MTTB dediğimiz talebe birliği daha ziyade muhafazakâr yapıdaki öğrencilerin elinde olan bir öğrenci kuruluşu. Federasyon da daha ziyade sola yatkın öğrencilerindi. MTTB çok etkili bir kuruluştu. Orada zaman zaman konferanslar olurdu. Mesela Necip Fazıl, Fındıkoğlu hoca konferansı gibi. Yani dönemin önde gelenleri. Bizim talebelik yıllarımızda üniversite öğrencileri ehliyet alacağı zaman oradan şoför talim kurslarına yazılırdı. Orda kurslar devam eder. Daha sonra da Beşiktaş da şimdilerde Conrad Oteli olan yerde yani Barbaros Bulvarı’nı çıkarken sağ kolda Yıldız Camii’ne çıkan şöyle yokuşumsu bir yer var orada ehliyet için şoför denemeleri yapılırdı. İşte sinyal vereceksin, kaydırmayacaksın, işaret verdin vermedin… Bizim kuşağın önemli bir kısmı MTTB’den ehliyetlidir. Orda zaman zaman Osmanlıca ,yabancı dil kursları gibi kurslar açılırdı. Önemli bir merkezdi.

İkbal Kıraathanesi: Değişik mekânlarda insanların toplanıp sohbet ettiği, haber alıp verdiği, dedikodu yaptığı, birbirini gördüğü mekânlar İkbal Kıraathanesi olarak adlandırılır. İkbal Kıraathanesi’nin tarihi imparatorluk dönemine dayanır. Yeri; Kapalı çarşıdan girip Nuri Osmaniye Camii avlusundan çıktığımızda sağdaki karşı köşe. Bizim İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde birinci katta İktisat kürsüsü Erdoğan Aklin hocanın odası İkbal Kıraathanesi’ydi. Herkes oraya gelir uğrar orda günlük haberler alınıp verilirdi. Bazen hır çıkıyor, bazen güzellikler oluyor. İkbal Kıraathanesi adeta kültürümüzde bir buluşma, konuşma, görüşme, haberleşme yeri olarak kullanılırdı.  İkbal Kıraathanesi’nin Cumhuriyet’in kurulmasında da önemli bir yeri var. Orda da yazarlar yer alıyor. Bütün İstiklal Savaşı’yla ilgili haberler önce oraya ulaşıyor oradan İstanbul’a yayılıyor. Bu açıdan çok önemli İkbal Kıraathanesi. Ne zaman devre dışı olduğunu bilmiyorum biz yetişemedik. Yerinin orası olduğunu bilmemizde fayda var. Şimdilerde halı, kilim, mücevher gibi döviz kazandıran bir yer olarak görüyoruz. Nuri Osmaniye’nin kültür hayatımızdaki yerini de böylece bir kez daha görüyoruz.

Gümüşhanevi Hoca Dergâhı: İran Konsolosluğu’nun doğusuna bakan vilayetin üstündeki defterdarlığın orada Gümüşhanevi Hoca’nın dergâhı var. Bizim kültür hayatımızın için önemli bir yeri de orasıdır. Şuan da orada öyle bir dergâh yok. Zannediyorum defterdarlık binası yapılırken yıkıldı. Rahmetli Sabri Ülgener hocamın babası Fehmi Efendi o dergâhın takipçilerinden. Fehmi Efendi de Cumhuriyet’in ilk İstanbul Müftüsü. İmparatorluktan Cumhuriyet’e bu dergâh önemli bir dergâh. Çünkü hem Osmanlı’nın hem İslam toplumunda faize karşı mesafeli duruşta çare üretmeye çalışan düşünce ve fikir adamları, kanaat önderlerinin olduğu bir yerdi.

Dergâhta faiz konusunun o netameli duruşu karşısında gayrimüslimlere nispetle Müslümanların sanayiden, ticaretten geri kalması realitesiyle karşı karşıya çare üretmeye çalışıyorlardı. Yani hisse senedi, yardımlaşma sandıkları vs. o dönemde bu dergâhta adeta İslami bir finansal araçlar geliştirilmeye çalışılıyordu. Borç alıp verme işlemleri, sermaye birikimi bunların yatırımlara yönlendirilmesi konusunda önemli düşünceler vardı. İslami meselelere çözüm üretilmeye çalışılırdı.

“Hey gidi İstanbul” dedirten eski İstanbul turumuza, bir sonraki ay devam etmek üzere neyzenimizin nağmeleriyle son veriyoruz.

 

Yunus Emre Ertürk

İhtisas II


powered By Kürşad KARA