İsmail Hakkı KISACIK
20.02.2010 Cumartesi – 17.00
“Tekstil Sektöründe Zirveye Uzanan Bir Başarı Öyküsü”
Prof. Dr. Erol Güngör Salonu
Ahde Vefa : Tevfik İleri (Murat Kalkan anlattı)
Terzi Babanın Tekstilci Oğlu
Ademoğlunun ilk giydiği elbise incir yaprağı ile başlayan ve pahalı, hayvan kürkleri durağına uğrayan ve yoluna devam eden bir öykü, kılığın, kıyafetin, tekstil'in öyküsü. Köylerde kendi söküğünü kendileri dikerdi, şehirleşme başlayınca iş dağılımları sonucu terzilik mesleği doğdu. İşte tam da bu meslekteydi baba Kısacık, Malatyalı'nın terzisiydi, bu öykünün de bir kelimesi. Bir terzi dükkanı ile 3 çocuklu bir aile geçiniyordu. Büyük oğul İsmail Hakkı Kısacık lise ikinci sınıfta iken babasını kaybedecek ve bu acı kayıp işleri daha da zorlaştıracaktı. Bakalım kendisi ne diyecekti:
Çok şanslıydım belki babamı kaybettim ama hala bu yaşıma geldiğimde bile desteğini hiçbir zaman esirgemeyen ve her zaman ihtiyaç duyduğum bir anneye sahiptim. Annemiz bizi toparladı, üç kardeş eğitimlerimizi tamamladık. Bugün bile ben her gün annemin duasını almadan işe gitmiyorum. Anne baba duası emin olun her şeyden daha önemli. İlk üniversite deneyimim Konya'da makine bölümünde birinci sınıfı okudum tam o dönemde 12 Eylül darbesi oldu. Daha sonra bu okulun bana yeterli olmadığını düşünüp tekrar sınavlara hazırlanıp İTÜ'de makine mühendisliği bölümünü bitirdim.
Tekfen İnşaat'ta şantiye mühendisi olarak ilk işe başladım. Askerliğe kadar orada çalıştım. Askerden gelince o işin beni tatmin etmeyeceğini düşünüp ayrıldım. Daha sonra yedi arkadaşla mühendislik ve ithalat firması kurduk. Sermaye sıkıntısı dolayısıyla iş yürümedi. Ama çok büyük deneyim edindim. İş hayatına atıldıktan sonra sadece mühendislik eğitiminin yeterli olmadığını bunun mutlaka işletme ile desteklenmesi gerektiği ihtiyacını hissettim. Marmara Üniversitesi çağdaş işletmecilik Bölümü'ne devam ettim iki sene. Mühendislikte aldığınız bilgiler şirketlere geçtiğinizde yönetici olduğunuzda yeterli olmuyor. Faydalı oluyor fakat eğer bir bilanço okumayı bilmiyorsanız, gelir-gider tablolarından anlayamıyorsanız en iyi mühendis bile olsanız bir noktada muhasebeye bağlı kalıyorsunuz. Bir muhasebesi kadar olmasa bile en azından şirketin nereye gittiğini görecek kadar bu tür bilgilere sahip değilseniz yöneticilikte çok zorlanırsınız.
O dönemde devlete de girebilirdim ama tercihim özel sektör oldu. Bir arkadaşım tekstil üzerine bir firma kurmayı düşünüyordu, Taha Tekstil'i kurduk. Çok küçük bir atölye en fazla 15 kişinin çalıştığı, tamamıyla fason üretim yapan, ihracat yapmaya çalışan bir organizasyondu. O işletme şimdi LC Waikiki durumuna geldi.
Kendimize bir vizyon belirledik. Onlardan bir tanesi “Tekstil ve konfeksiyon sektörü dışında grup olarak yatırım yapmayacağız” kararıydı. Bildiğimiz işi yapmak istedik. Hep tekstil üzerine çalıştık.
Dürüstlük ve doğruluktan kesinlikle ayrılmadık. Tedarikçilerimize karşı ödemelerimizi geciktirmemek için çalıştık. Taha Holding'in en büyük özelliği bu vasfıdır diyebilirim. Piyasada insanlar size güvenebiliyorsa uzun vadede size bu her zaman kazandırıyor.
Eğitime önem verdik ve sürekli eğitim aldık çalışanlara eğitim verdik. Türkiye'de çalışanlarına en fazla eğitim veren gruplardan biriyiz. Bir başka şey, İşi ehline teslim ettik bizdendir diye vasıfları tam olmayanlara görev vermedik.
Kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi unutmamaya çalıştık. Aldığımız her kararda bu bizim için vatanımız, milletimiz için faydalı mıdır diye düşündük. Bazen Malatya'ya gittiğimde soruyorlar; buraya fabrika açmak doğru bir karar mıydı diye. “Malatya'ya bir fabrika kurmak bir iş adamı olarak yanlış bir karardı ama bir Malatyalı olarak doğru bir karardı. 1200 tane hemşehrim çalışıyor o fabrikada.” diyorum ben de.
Bangladeş'te, Mısır'da ve Malatya'da üretilen tekstil ürünlerinin dünyanın dört bir yanına ihracı öyküsünü tekstilin önde gelen firmalarından birinin LC Waikiki'nin genel koordinatörü İsmail Hakkı Kısacık ağzından dinledik. Öykü sorularla devam etti.
Emrah Gürlek
İhtisas 2