14 Haziran 2024

KOCAV’da İftar Geleneği Devam Ediyor

KOCAV’ın her yıl düzenlediği geleneksel iftar yemeği organizasyonu, yine sıcacık sohbetleriyle, gönülleri ısıtan muhabbetleriyle öğrencilerine ve mensuplarına kendilerini aile evinde hissettirmeye devam ediyor. Bu etkinlikler, öğrencilerin birbirleriyle ve diğer vakıf üyeleriyle daha yakın bir ilişki kurmalarını, dayanışma ruhuyla birlik olmalarını sağlıyor.

Erol Güngör Kültür Merkezi-Ömer Lütfi Mete Fuaye alanında her gün verilen günlük iftarların yanı sıra; İcra Kurulları iftarı, yönetim kurulu iftarı, KOCAV Bülteni ve Rengâhenk dergileri iftarı, ebru kursu iftarı ve mütevelli heyet iftar programları gerçekleştirildi.

Günlük İftarlar

Bu yıl da Vakfın günlük iftarlarının adresi EGKM Ömer Lütfi Mete Fuaye alanı oldu. Farklı şehirlerden, bambaşka kültürlerden üniversite okumaya gelen ancak vakfın çatısı altında birleşen ve ortak bir kültürü paylaşan gençlerden, eğitimleri ve donanımlarıyla öğrencilerine ilmini ve kültürünü aktaran akademisyenlere kadar herkesi aynı iftar sofrasında birleştiren KOCAV, her güne bir vakıf gönüllüsünün ev sahipliği yaptığı iftarlar sayesinde günlük olarak 70-80 kişi olmak üzere 2030 ila 2320 kişiyi ramazan boyunca Süleymaniye akşamlarında misafir etti.

Genel İftarlar

KOCAV genel iftar programı 24 Mart 2024 Pazar günü, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Şeref Holü’nde,  Vakıf meclis üyeleri, mütevelli heyeti üyeleri, Vakıf yönetimi; Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, Düşünce, Rengâhenk ve KOCAV Bülteni üyeleri, vakfın mevcut öğrencileri ve vefakar mezunları ile birlikte 470 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Keyifli sohbetlerle geçen iftarın akabinde Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Arş. Gör. Esra Gültekin’in sunuculuğunda, kürsüye davet edilen Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Hakkı Ertan, yemek sonrası vakıf duamızı etti ve gönüllerimizin de doymasına vesile oldu.

Vakıfla yolu bir şekilde kesişen ve gönül bağı kurarak yıllarca çatısı altında bulunan saygıdeğer hocalarımız ve geçmiş dönem mezunlarımızdan birkaçı iftarla ilgili görüşlerini KOCAV Bülteni ile paylaştı:

Dr. Fatih KARAKAYA: “En azından yılda bir kere bütün eşimizi, dostumuzu bütün aileyi veya arkadaşlarımızı görmek çok başka bir duygu. Ben ilk defa 2004 yılında vakfın bu geleneksel iftarına katılmıştım, o zamanlar maliye konuk evinde oluyordu. Bu geleneğin devam ediyor olması öğrenciyken buralara gelmek ve şu an aileyken buraya gelmek çok başka bir duygu. Allah sayımızı çoğaltsın inşallah, başka ramazanlara kavuşmayı nasip etsin. Emeği geçenlerden Allah razı olsun.

Dr. Atilla SEMERCİÖZ: “Allah bu birlikteliğimizi sonsuza kadar daim eylesin. KOCAV ailesi genişleyerek tüm Türk dünyasını sarsın inşallah. Dualarımız gayretlerimize o yönde. Arkadaşlarımızla, dostlarımızla bir arada olmak büyük bir mutluluk kaynağı bizim için. Sebep olanlardan Allah razı olsun. Hepsine çok teşekkür ederiz, minnet borçluyuz hepsine.”

Prof. Dr. İlyas DÖKMETAŞ:  “Bu vakıf gerçek bir vakıf. Allah rızası için çıkar elde etmeden devletin birliği ve beraberliği, bütünlüğü için insanlarımızın mutluluğu için birlikte el ele vererek çok güzel işler yapıyor. İstanbul’daki dernekler ve vakıflar arasındaki tek vakıf diyebilirim. Gerçekten güzel işler yapıyor Ali Ürey ve arkadaşlarına ben teşekkür ediyorum. Ben onlara kızımı emanet ettim, kızımın ailesi oldular. Ali Bey’in ve eşi Şükriye Hanım’ın emeklerini hiçbir zaman unutmam. Çok güzel işler yapıyorlar. Bu işlerin devamı için bizlere düşen görev neyse biz de elimizden geldiği kadar katkı sunacağız. Hayırlı ramazanlar diliyorum. Birlikte daha güzel günlere diyorum. İnşallah beraber oluruz.”

Prof. Dr. Cemal YILDIZ: “KOCAV, yıllardan beri hem kendi bursiyerlerine hem de mensuplarına iftarlar düzenlemekte. Ben mümkün olduğu kadar bu iftarlara katılıyorum, katılmaya gayret ediyorum. Bir ay yurt dışında bulunduğum dönemde katılamamıştım ama o zamanlarda da takip ettim. Bu tür iftarlar hem öğrencilerle hocaların, hem de daha önceki bursiyerlerin bir araya gelmesine, tanışmalarına, onların daha iyi ilişki kurmalarına katkı sağlıyor. Bu anlamda bunun geleneksel hale dönüştüğünü ve artık beklenen bir iftar olduğunu düşünüyorum. Bu yıl da yine İstanbul Üniversitesi’nin tarihi salonunda Fen Edebiyat Fakültesi’nin tarihi salonunda iftar gerçekleşmiş oldu. Bu vesileyle eski dostlarımızı görmüş olduk ve öğrencilerle bir araya geldik. Allah inşallah bu tip iftarları hepimize nasip etsin. Bütün öğrencilerimize ve mensuplarımıza hayırlı ramazanlar, hayırlı iftarlar ve hayırlı bir ömür diliyorum.“

Prof. Dr. M. Akif OKUR: “KOCAV’ın artık gelenekselleşmiş hale gelen iftarı… Yine aynı önemli tarihi mekânda yapmış olduğu bu iftarlar KOCAV’ın o uzun macerasının hülasası oluyor. KOCAV’ın eski mezunları, yeni mezunları ve büyük yürüyüşe önderlik yapan birkaç kuşak bir araya geliyor. Ramazan’da iftar vesilesiyle yine önemli bir buluşma oldu. Emeği geçen herkese çok çok teşekkür ederiz.”

Esra KORKMAZ ACİYAN: “Vakfın bu iftarı geleneksel olarak devam ediyor ve bu bizi çok mutlu ediyor. 2010’dan beri Vakıfla münasebetimiz devam ediyor bizim. O zamanki ekibimiz hala buradalar ve her geldiğimizde onlar ile karşılaşmak ve muhabbet etmek bizim için çok keyifli. Zaten sırf bu sıcak muhabbet için en çok da buradayız aslında. Senede bir görüşüyoruz bazılarıyla fakat hiç ayrılmamış gibi yeniden bir aradayız. Vakfın bu ortamı bize sağlıyor olması bizim için çok kıymetli. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz.”

Ardından Vakıf Başkanımız Av. Dr. Ali Ürey kürsüye gelerek iftar programının kapanış konuşmasını yaptı:

Değerli dostlar, Kültür Ocağı ailesinin değerli mensupları; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum. İstanbul’un uzak semtlerinden Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden gelen KOCAV ailesine hoş geldiniz diyorum. Değerli dostlar, dünyayla birlikte ülkemiz de maalesef ateş çemberinden geçiyor. Bu ateş çemberi dünyanın birçok yerinde silahlı çatışma şeklinde cereyan ederken bazı bölgelerde ise ekonomik yangın şeklinde seyrediyor. Ülkemiz bu çatışmalardan, yangınlardan biz istesek de istemesek de nasibini alıyor. Maalesef bildiğiniz gibi geçen yıl 6 Şubat’ta yaşadığımız deprem ülkemizi kahretmişti. Binlerce canımız toprağa girmiş on binlerce çocuğumuz öksüz ve yetim kalmıştı. Allah bu millete bir daha öyle felaketler göstermesin, bir daha o tür felaketlerle imtihan etmesin.

Bugüne baktığımızda da yine dünyanın dört bir yanında; Doğu Türkistan’da, Gazze’de mazlumlar eziliyor, önlerinde iftarını yapacak bir lokmaya bile muhtaç yaşamak zorunda kalıyorlar. Duamız dünyanın her yerinde zulmün sona ermesi, dünyanın her yerinde mazlumların huzura kavuşması. Biz KOCAV olarak her zaman olduğu gibi bugün de şükrediyoruz. Şükrediyoruz canımız sağ, sağlığımız yerinde, oruçlarımızı tutabiliyoruz. Şükrediyoruz oruçlarımızı açacağımız iftar sofrasında yiyeceğimiz var ve yine şükrediyoruz bu nezih ortamlarda iftar yapabiliyoruz. Bu sene bu şükürlerimize bir yenisi daha eklendi. Bu müjdeyi de haberi olmayanlar vardır diye paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi biz Süleymaniye bölgesine çok önem atfediyoruz. Önem atfediyoruz çünkü Türk İslam medeniyetinin zirve dönemini temsil ediyor. Gerçekten Kanuni Sultan Süleyman’ın hüküm sürdüğü ve Süleymaniye’nin dünyanın yönetildiği yer olduğu dönem Türk İslam medeniyetinin zirve noktası. Bu sebeple biz Süleymaniye’ye çok önem veriyoruz. Süleymaniye’nin her sokağıyla, her karışıyla ilgileniyoruz.

Bildiğiniz gibi şu ana kadar Süleymaniye semtinde ikisi kira biri mülk olmak üzere üç tane binamız var. Vakıf olarak üç ayrı sokakta varız. Buna bu sene bir yenisini ekledik. KOCAV olarak Süleymaniye’de çok güzel bir arsayı aslına uygun yapmak üzere KOCAV adına satın aldık. Böylece Süleymaniye’nin dördüncü sokağında da dördüncü binamızı faaliyete geçireceğiz. Arkadaşlar, KOCAV’ın Süleymaniye’deki varlığı çok önemli. Bizim varlığımız sayesinde Süleymaniye’nin sokaklarına huzur geldi. Bizim varlığımız sayesinde Süleymaniye bekarhane olmaktan çıktı, kız öğrencilerimizin bile rahatlıkla dolaşabildiği yuvalara dönüştü. Biz Süleymaniye’ye önem ve ağırlık vermeye devam edeceğiz. Türk kamuoyunun gündemine getirmeye devam edeceğiz. Şu anda da arkadaşlarımız Süleymaniye sempozyumunun ikincisini Kapalı Çarşı olarak düzenliyorlar. Muhtemelen bu sempozyum da Ekim ayı içerisinde hayata geçmiş olacak. Biz Süleymaniye’nin asla yıkık dökük, eski harabe halinde kalmasına izin vermeyeceğiz. Süleymaniye’nin yeni bir medeniyetin inşasında öncü bir rol alması için üzerimize düşen ne varsa yapacağız. Bu vesileyle Süleymaniye’deki yeni binamızın KOCAV’ın mal hanesine yazılmasına katkıda bulunan, şu an aramızda bulunmayan Mükremin Atmaca kardeşimize de huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum. Mükremin Atmaca bizim Süleymaniye’de bir yeri satın almak üzere olduğumuzu öğrenince bizzat benimle temas kurdu ve “Ben babamın adına hayır yapmak istiyordum. Uygun bir adres, uygun bir kurum bulamıyordum. Maalesef mevcut STK’larda hasbiliği, Allah rızasını ve bu millete hizmeti görmek pek mümkün değil. Kültür Ocağı’nın böyle bir arayış içerisinde olduğunu duydum. İzin verirseniz bu binayı alıp vakfa bağışlamak isterim.” dedi. Mütevelli heyetimizin olumlu görüşü ile bize tek kuruş harcatmadan tapu harçları ve emlak komisyonu dahil kendisi ödeyerek o mülkün vakfımıza kazandırılmasını sağladı. Huzurlarınızda kendisine tekrar teşekkür ediyorum.

Arkadaşlar aylardır birbirini görmeyen insanlar bugün bir aradalar. Eminim ki onlar hasret gidermek, sohbet etmek istiyorlar. Ben sözümü burada bitirmek istiyorum. Bu güzel günümüzde bu güzel mekânda bize eşlik ettiğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.”

Şeref holündeki iftarın ardından hasret gidermek isteyenlerle Hacı Arif Bey Konağı’nda, Süleymaniye manzarasına karşı içilen çaylarla sohbetler devam etti.

Bahadır YÜCEL – Gelişme

Ceyda Ekici – Gelişme II