23 Nisan 2024

Doç. Dr. Bülent Yıldırım- 17/01/2015

“Ermeni Komiteciliğinde Bulgaristan Örneği”

KOCAV’da 17 Ocak 2015 tarihinde Konferans/Panel/Açıkoturum etkinlikleri bünyesinde yeni bir konferans daha düzenlendi. “1915’ten 2015’e Tarih Muhasebesinde Ermeni Meseleleri” adını taşıyan konferansta, Ermeni komiteleri, yurtdışında teşkilatlanmaları ve faaliyetlerinde Bulgaristan örneği konusu işlendi. Geniş katılımın olduğu konferans, Prof. Dr. Musa Taşdelen’in açılış konuşmasıyla başladı ve hocamız şöyle konuştu: Günümüzdeki Ermeni meselesi Osmanlı Dönemi’nden kalmıştır. Büyük devletlerin bir diplomatik alet olarak vasıta ve araç olarak kullandığı bir meseledir. Her devlet kendi menfaatleri istikametinde bu meseleyi kullanmıştır. Biz Anadolu’ya geldiğimizde İsmail Hami Danişment de Osmanlı Tarihi’nde belirtir, belki Müslüman Türkler’e en yakın davranan Ermeni azınlıktı. Onlar bu nedenle “Millet-i Sâdıka” adını almışlardı bu nedenle kültürel olarak da birbirimize daha fazla benziyoruz diğer topluluklara göre.” şeklinde sözlerine son vererek mikrofonu Yrd. Doç. Dr. Bülent Yıldırım’a bıraktı.

Yrd. Doç. Dr. Bülent Yıldırım konuşmasına soykırım iddiaları çerçevesinde sadece 1915 olaylarına odaklandığımızı, meselenin önü ve ardıyla ilgilenmediğimizi vurgulayarak başladı. Bu vurgunun ardından sözlerine şöyle devam etti:

 “Burada aktarmaya çalışacağım konu da özellikle 1890 ve 1915’e kadar Ermeni komitelerinin yurtdışındaki faaliyetlerinden Bulgaristan’daki faaliyetleri üzerine olacak. Öncelikle Bulgaristan ile Ermeni nasıl ikisi bir araya geldi ondan bahsedelim. Bizans İmparatorluğu mezhep farklılığı dolayısıyla Ermeniler’e pekiyi davranmıyor. Zaten  daha sonraki dönemlerde de özellikle 1600lü yıllarda Polonyalı Simeon diye bir Ermeni seyyah var o Anadolu’yu dolaşıyor, İstanbul’a da uğruyor. Bu tarihte diyor ki ‘Bizans döneminde tüccar olarak bile İstanbul’a giremeyen Ermeniler şimdi çok rahat bir şekilde İstanbul’da yaşıyorlar.’ Bizans İmparatorluğu’nun metodudur sürgün ve iskân. Ermeniler’in yaşadığı coğrafya da Bizans kontrolünde olduğu için o dönemde bunu başka halklara da uygulamıştır. Bu 578’de başlıyor yaklaşık olarak 1170lere kadar da devam ediyor. Dönem dönem Ermenileri çeşitli bölgelere olduğu gibi, Trakya ve Balkanlar bölgesine, Bulgaristan’a da gönderiyor. Tabi o dönemlerde bunların sayısı çok fazla değil.”  Yıldırım, Bulgaristan’da Ermeni komitelerinin nasıl örgütlenmeye başladıklarından bahsetti.

“Bulgaristan’da bu Ermeni komiteleri nasıl örgütlenmeye başlıyorlar? 1887’de Hınçaklar kuruluyor. Berlin Antlaşması’yla uluslararası siyasi bir metinle Ermeni meselesi 61. maddesiyle girmiş oluyor. Ayestefanos’ta da 13. maddedeydi. Sonra silahlı mücadele başlıyor. 19. yüzyılın ortaları kültürel bir uyanışın, uyandırılışın insan hakları vasıtasıyla sonra uluslar arası bir süreç ile sonrasında da silahlı komitelerin kurulması ile başlıyor. Süreç olarak ilk Amerikan komitesi var. 1887’de Hınçaklar var. 1890’da da Taşnak komitesi var. Bu komiteler kurulduktan kısa bir süre sonra bakıyoruz ki bunlar yurtdışında pek çok noktada örgütleniyorlar. Bu örgütlendikleri yerlerden bir tanesi de Bulgaristan. Hınçaklar ikiye ayrılıyor. 1896’da başka bir komite kuruluyor. Bunlar ikiye ayrılıyor, her örgütün

Bulgaristan’da şubeleri var. 1890’da kurulan Taşnaklar’ın da yine Bulgaristan’da örgütlendiklerini görüyoruz. Niye Bulgaristan’ı tercih ediyorlar? Birincisi, Bulgar milliyetçiliğiyle o dönemdeki Ermeni milliyetçiliğinin hedefleri örtüşüyor. Her ikisinde de düşman Osmanlı Devleti. Bulgarlar hem resmen bağımsız olmak istiyorlar hem de Makedonya’nın da kendilerine bağlı olmasını istiyorlar. Batı Trakya tarafından Ege denizine çıkış sağlamak istiyorlar. Bize karşı toprak talepleri var. Makedon-Bulgar komitelerini kuruyorlar. Ermenilerle aynı tarihlerde komite faaliyetleri başlıyor ve sonra Bulgarlar için Ermeni komite faaliyetlerinin Doğu Anadolu bölgesinde olması büyük bir avantaj getirecek. Osmanlı Devleti, hem Makedonya ile Batı’da gayr-i nizami harple mücadele verecek hem de Doğu’da pek çok yerde Ermeni komiteleriyle mücadele edecek. Bu sebepten dolayı Ermeni komitelerini o zamanki Bulgar yönetimi kucak açıyor. Bulgaristan’ın Ermeni komiteleri için jeopolitik bir önemi var. Eğer Bulgaristan’da örgütlenirseniz Karadeniz yoluyla kontrolündeki Varna’dan Burgaz’dan Kafkasya’ya geçebilirsiniz. Rusya’ya rahat gidebilirsiniz.

Osmanlı-Bulgaristan sınırından karayoluyla İstanbul’a geçebilirsiniz. Bir de hedefiniz aynı. Buradaki komitelerle, ülkeyle ve ciddi bir teşkilatlanma oluyor.” Yıldırım, Taşnaklar ve buna bağlı olarak kurulan Patorik örgütünden bahsetti.

“Neler yapıyorlar Bulgaristan’da Ermeni komiteleri? Bizim için dikkat çekenlerden biri 1901 yılında Filibe’de Taşnaklara bağlı Patorik isimli bir örgüt kuruluyor. Fırtına manasına geliyor. Bu örgütün kuruluş sebebi ise zengin Ermenilerden haraç toplamak, bunu vergi toplamak diye yazmışlar. O sırada bir maddi darboğaz yaşıyor Taşnaklar, bu amaçla çeşitli kişileri tehdit edip para almaya çalışıyorlar. O sırada bakıyoruz ki Ermeni komiteleri kendilerine destek vermeyen Ermeni din adamları olsun tüccarlar, zenginler olsun, Ermenilerin Ermenileri öldürmeye başladığınızı görüyoruz. Bu şekilde silah yoluyla Ermeni kamuoyunu kendi kontrolleri altına almaya çalışıyorlar. Patorik örgütü gerçekten de başarıya ulaşıyor. 1904’te Taşnaklar üçüncü dünya komitelerini topluyorlar. 432.500 frank topluyor. Bu parayı Abdülhamid suikastında kullanıyorlar. 1905’te yine Azerbaycan’da Ermenilerin saldırıları var. Oradaki Azerbaycan Türkleri’ne yönelik saldırılarda (aynı parayı) kullanıyorlar. Birinci Dünya Savaşı’nın başlarında tekrar bu örgüt harekete geçmeye çalışıyor ama pek başarılı olmuyor çünkü o zaman da para kaynağı lazım, bir sürü faaliyet yapacaklar. İnandıkları şey; artık Birinci Dünya Savaşı başladı, Osmanlı Devleti parçalanacak ve Ermeni devletini kuracağız. Ama bu başarısız oluyor. 2. Abdülhamid suikastının planlanması Taşnaklar’ın Bulgaristan şubesi vasıtasıyla olmuştur.”

 Bulgaristan’da teşkilatlanan ve faaliyet gösteren Ermeni komitelerini konu edinen konferans, sözde Ermeni soykırımı ve Ermenilerin yaptığı zulümler hakkında bilinmeyen birçok noktaya ışık tuttu.

Hazırlayan

Samet ÖZDEMİR (Gelişme 2)