24 Şubat 2024

Dr. Nurettin Albayrak- 29/04/2014

“Millî Kültürün Oluşmasında Türkülerin Rolü”

29 Mayıs Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak görevine devam eden Dr. Nurettin Albayrak hocamız türküler üzerine konuşacağını ve türküler üzerine söz söyleyen insanları tanımaya çalışacağımızı belirtti. Türkülerin milli kültürün oluşması üzerindeki rolü üzerin­de duracağını söyledi. Ve üç kelimeyle başladı: ”Göşterişsiz, yoksul, acı.” Herhalde türküleri bu üç kelimeden daha iyi anlatan kelimeler yoktur. Rahmetle anılması gereken Fethi Gemuhluoğlu’nun dostluk üzerine kitabından türkülerle alakalı kısmını aktardı: “İnsanoğlu tür­küsüz kaldığı zaman gurbettedir. Türküler bitip tükenirse hatırasız, sevdasız ve yalnız kalırız. Türkülerde halk var, millet var, insan var. Hem de ince, ulvi ve hafif taraflarıyla insan vardır.”

“Türküler gönlümüz ve yüreğimizin eseridir.” diyen hocamız gö­nül ve yürek arasındaki farklılıklardan bahsederek; yiğit olan birine çatal yüreklidir deriz ama gönüllüdür demeyiz dedi ve şu soruyu yö­neltti bizlere: “Gönlümüzün ve yüreğimizin eseri olup da bu güne kal­mış olan, türküler kadar başka neyimiz var?”

Türkülerin öneminin anlaşılması bağlamında şu sözleri aktardı: “Ahmet Hamdi Tanpınar ‘Beş Şehir’ kitabında özellikle Konya ve Erzurumdan söz ederken türküleri gündeme getirmiştir. Tanpınar Erzurum’dan bahsederken türküler Anadolu’nun yazılmamış roman­larıdır.” dedi ve Aşık Veysel’in sesinden ‘Akgül seni camekânda gör­müşler’ uzun havasını dinletti. Bu güzel dinletiyle gönül kapılarımız ardına kadar açılıverdi. Türkülerde hikâyeler var, türkülerin hikâyesi var diyen hocamız Âşık Veysel’in türküsünün hikâyesinden bahsetti: “Birbirini çok seven ama çeşitli sebeplerle kavuşamayan iki insanın hikâyesi var burada. Biri seneler sonra çok kötü bir durumda görü­lür, bunun üzerine yakılmış bir türküdür. ‘Akgül seni camekânda gör­müşler’ mısrasına anlam vermek çok da kolay değildir.”

“Bizim türkülerimizde iğreti noktası insandır, Anadolu insanıdır. Anadolu insanını sosyoloji ilmi henüz tanımadı ve tanımlayamadı. Sosyoloji bilimi ekmeğinin yarısından fazlasını dostuna veren insa­ nı tanıyamadı. Bu insanları tanımak için mutlaka türkülere uzanmak lazım, türküleri bilmek lazım. Anadolu’nun, kutsal Anadolu’nun bereketini, acısını, hüznünü, güzelliklerini satır satır türkülerde okumanız mümkün. 10 bin civarında notaya alınmış türkümüz olduğu söylenmekte, üzülerek söyleyeyim bu türküler üzerinde henüz ciddi diyebileceğimiz çalışmalar yapılmamıştır.”

Türkülerimizin içeriğinde Yemen’in öneminden bahsederek şöyle devam etti: “Bizim türkülerimizde Yemen var arkadaş­lar. Mehmet Niyazi abinin ah yemen dedi­ği… Yemen gözyaşıdır, ayrılıktır, hasrettir, kaybolmaktır. Yıllarca haber alınamamış insanların kaybolduğu yerdir.” Yemen ko­nusunun türkülerimizdeki yerinin önemi açısından şu mısraları okudu:

“Gitme Yemen’e Yemen’e

Yemen sıcak dayanamam.

Kan borusu er vurulur.

Sen cahalsın uyanaman.”

Daha sonra hocamız türkülerimizde gurbet olgusundan bahsetti ve bir gurbet türküsü olan Nurettin Dadaloğlu’ndan do­landım dağı taşı türküsünü bizlere dinletti ve ekledi: “Bir türkümüz diyor ki; şu gur­beti bizim için yapmışlar çatısını ne güzel çatmışlar ölüm ile ayrılığı tartmışlar elli dirhem fazla gelmiş ayrılık. Ayrılık bundan güzel dile getirilir mi?”

Peki, hep acıyla karılmış türkülerimiz? Hayır, kahramanlık da var bizim türküle­rimizde hem de kahramanların en yiğitcesi dedi hocamız ve örnekledi:”Buna er mey­danı derler burada söz olmaz, çifte yürekli erkekler gelin bu yana, ele-bele-dile ihanet olmaz, okurlar fermanını kıyarlar canına.”

Türkülerin toplumsal olaylarla bağlantı­sını anlatan hocamız eskiden bir yerde biri ölse hemen destan yazarlardı dedi. Adapa­zarı depremi üzerine İsmail Türüt’ ün ­des­tan yazan yek kişi olduğundan bahsetti ve yakın tarih türkücülerimizden bahsetti.

Kültürümüzün özü açısından iyi bir tür­kü dinleyicisi olmamız gerektiğinden bah­setti. Türkülerimizin devamlılığı için tür­kü bilincimizin geniş olması gerekliliğinin öğüdünü verdi.

Son olarak türkülerin derlemenin es­kiden ne kadar zor olduğundan bahsetti. Değerli türkücülerimizden bahsederek bu milletin vicdanına, bu toprağın insanına hizmet etmiş olanları daima hayırla anmak gerektiğinden ve duamızı eksik etmememiz gerektiğinden bahsetti. Sorulara geçmeden ‘Eşrefoğlu al haberi bahçe biziz gül bizdedir’ türküsünü dinleten hocamız soru-cevap bölümünde sorulara tatmin edici cevaplar vermeye çalıştı ve konferansımız güzel te­mennilerle son buldu.

Hazırlayan

Alper Açıkgöz  (Giriş 2)