22 Şubat 2024

KOCAV Sohbetleri

Biyolojik Savaş

Doğa bilimlerinin günümüzde önemi daha da fark edilirken gündemi ve her alandaki gelişmeleri takip eden KOCAV, bu kez insanlığın sorunlarını fen bilimleri çerçevesinde ele aldı. Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü’ndeöğretim üyesi olarak görev alankonuğumuz Prof. Dr. Nazmi PolatEkolojik denge, ekolojik güvenlik, iklim değişikliği, kirlilik sorunlarında güvence nasıl sağlanır?” gibi cevabının bilinmesi gereken sorulara değindi. Mevcudu bilerek yerine geleni ve zincirin diğer halkalarındaki canlıları nasıl etkilediğini bilmemiz gerektiğinden, ekolojik göstergeleri iyi takip edip canlı zincirindeki halkalara hakim olmamız, eksilen halkaların neden eksildiğini bilmemiz ve neyin insanı olumsuz etkileyeceğini saptamamız gerektiğinden bahsetti. Ekolojik sorunların günü kurtarma politikası ile çözülemeyeceğinin altını çizdi.

İstilacı Türler

Ülkemiz sularına ait olmayan farklı coğrafyalardan gelen deniz canlılarının göç ettiği sularda hakim tür olması ve suyun doğal sahibi olan türlerin yok olmasına sebebiyet veren türlere “istilacı türler’’ dendiği belirten Prof. Dr. Polat, bu durumun ülkemizde biyolojik savaşa dönüştüğünü civar güçler tarafından bilinçli şekilde sularımızın ve deniz canlılarımızın istismar edildiğini ifade etti.

Akdeniz’deki istilacı türlerin yarattıkları kirlilik özellikle artık Marmara’yı etkiliyor. Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla Hint Okyanusu orijinli türlerin Akdeniz’e geçmesi bazı körfezlerimizde baskın tür haline gelmelerine, o bölgedeki bazı türlerin yok olmasına veya göç etmesine ve doğal faunanın (flora) kalıcı hasarlarla bozulmasına sebep verebilir. Bu da doğal dengenin bozulmasına ve diğer türlerin sayısının ve biyolojik döngülerinin bozulmasına mahal vermektedir.

Akdeniz’deki bu istilacı türlerin bir kısmının Ege ve Marmara’ya çıktığı biliniyor. Nereden, nasıl geldiği ve kimin getirdiği bilinmeyen bu türlerdolayısıyla iç sularımız, büyük bir tehlikeyle karşı karşıya.20 yıl kadar önce iç sularımızda görünen İsrail Sazanı, uzmanların ikazlarının dikkate alınmaması dolayısıyla bugün tüm denizlerimizde hatta Kızılırmak ve Yeşilırmak gibi tatlısularda baskın tür haline gelmektedir. Bu durum turna, yayın gibi coğrafyamıza ait doğal türlerin geleceğini büyük tehlikeye atmaktadır.”

Zirai Mücadele

Tarım ilaçlarının kontrolsüz ve yanlış kullanımı sonucu ortaya çıkan olumsuz manzarayı Prof. Dr. Polat şu sözleriyle özetledi:“Ekolojide doğal olarak var olan canlıları yok ederseniz onların yerine gelen canlılarla mücadeleye başlarsınız. Topraklarımızı haddinden fazla gübre ve zirai mücadele ilaçlarıyla doldurduk. Zirai mücadele noktasında yol gösterecek bilimsel ölçülerimiz ve çiftçiye yol gösterecek ekip çalışmamız olmalı.”

Biyoteknoloji

Soruları yanıtsız bırakmayan Prof. Dr. Polat, nüfus artışının gıda kaynaklarını tehdit etmesiyle ne yapılması gerektiğiyle ilgili soruya; “İnsan nüfusunun artışı beslenmede sorunlara yol açabilir. Dün 7 milyar insanı doyuran habitat bugün 10 milyar insanı doyurmak zorunda. Bu bağlamda ‘Habitatları iyi koruyor muyuz?’ sorusu akıllara geliyor. Bundan dolayı sınırlı sayıdaki habitatlarımızdan maksimum verimi elde edebilmek için biyoteknolojiyi iyi kullanmamız lazım.’’şeklinde yanıt verdi.

Sulama Faaliyetlerinin Maliyet Boyutu

Vakıf Meclis Üyemiz Ümran Ay’ın“Sulamada deniz suyundan yararlanmanın maliyeti Türkiye için çok mu lüks? Irmaklar kuruyor, Ege’de yeraltı suları neredeyse hiç kalmadı.’’Şeklindeki sorusuna denizsuyundan yararlanmanın maliyetinin Türkiye için şu an çok maliyetli olabileceğini belirten Prof. Dr. Polat, yeraltı sularımızın da barbarca kullanmış olduğunu, kontrolsüzce açılan sondajların geri dönülmez hasarlar bıraktığını ve kuraklık getirdiğini ifade etti. Prof. Dr. Polat“Sulamada suyu en az israf edecek sistemleri kullanmalı ve yağmur sularını en kısa zamanda yapılandırmalı ve bundan faydalanmalıyız.’’diyerek sözlerini tamamladı.

Suyun Geleceği ve Eğitim

Suyun gelecekte petrolden daha değerli bir konumda olacağı öngörüsüne parmak basan yönlendirici Doç. Dr. Ürkmez gelecekte suyun konumunun ne olabileceği sorusunu yöneltti. “Su yakın gelecekte en stratejik silah haline gelecek. Canlılar su olmadan varlıklarını devam ettiremeyecek. O yüzden suların içinde canlı yaşayabilecek kalitede kalması elzemdir. Yani suyu kullanma tekniğimizin önemli olduğu gibi suyun kirlenmesini önleyecek çok ciddi adımlar atmamız lazım. Alfabe eğitimi verir gibi suyun israfının önüne geçecek ve suyu kirletmeyecek eğitimleri vermemiz gerekiyor. Bunun yanı sıra doğa bilimlerine başarılı öğrencilerin rağbet göstermesi sağlanmalı. Temel bilimler noktasında ciddi adımlar atılmazsa, temel bilimleri seçecek öğrencilere gelecekleri ile ilgili garantileri vermezseniz bölümler kapatılmaya devam eder. Ancak bu durum uzun vadede bilim dünyasında muhtaçlara oynamamıza sebebiyet verir. Biyolojik savaşların çözümü biyolojik savaşlardan insanlığın en az zararla çıkması için donanımlı biyologlar yetiştirmek zorundayız. Biyoteknoloji olmaz ise yetiştirdiklerimiz yetmeyecek ve açlık gibi çok büyük sorunlarla karşı karşıya gelmeye devam edeceğiz. Bütün bu açlık, savaş ve insanlığın geleceğiyle ilgili doğru reçeteler ancak biyologlar tarafından hazırlanabilir.’’ diyerek sözlerini sonlandırdı.

Hazırlayan

Gülceren KÖKCE (İhtisas 1)

Beyzanur KANDEMİR (İhtisas 1)