19 Temmuz 2024

Kitap-Söyleşi’de Yeni(Lenen) Medya Konuşuldu

KOCAV’ın ilgiyle takip edilen programlarında Kitap-Söyleşilerinin ilk programı27 Mart Pazar gerçekleştirildi. Yönlendiriciliğini mezunlarımızdan Nihal Sepetçi’nin yaptığı programın konuğu Vakıf Meclisive Mütevelli Heyeti üyemiz, İÜ İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mesut Aytekin idi.

Söyleşi Doç. Dr. Aytekin’in “Yeni(lenen) Medya” kitabı hakkındaki kısa tanıtımıyla başladı. Eserde, medyanın televizyon ve sosyal medya gibi farklı mecralarının ele alındığını, medyanın yenilenen yapısının farklı bakış açılarıyla aktarılmaya çalışıldığını söyledi.

“Medyayı Yeniden Tanımlamak Gerekti”

Yeni medya kavramına neden “yeni” dendiği sorusuyla devam eden sohbette Doç.Dr. Aytekin,kavramın temelinin 70’li yıllara dayandığını ve medyada meydana gelen dijitalleşmeyle beraber bu kelimeyle hemhal olunduğunu dile getirdi. Son 10-15 yıllık süreçte, dijitalleşme sonrasındaki medya kavramına “yeni medya” adı verildiğini sözlerine ekledi. Geleneksel medya dediğimiz gazete, radyo, televizyon gibi görsel, işitsel ve yazılı medyanın çok daha ötesine geçen, onları değiştiren ve dönüştüren bir sürecin varlığına dikkat çekti. Hedef kitlenin yani okuyucuların,dinleyicilerin, izleyicilerin değişiminden ve karşılıklı artan etkileşiminden dolayı medyanın yeniden tanımlamasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Bu noktada geleneksel medyanın bitmediğini dönüşüme uğradığının altını çizdi.Yeni medya kavramının Batı’da daha önceleri kullanıldığını belirten Doç. Dr. Aytekin, bizde bu kavramın daha geç kabul edildiğini ve medyanın da etkisiyle popularize edilerek yeni bulunmuş bir kavram gibi kullanıldığı vurguladı.

Doç. Dr. Aytekin, yeni medya ortamı ile aklımıza sadece internetin geldiğini ancak bunun dışında akıllı telefon, DVD, oyun konsolları, cep telefonları kiosklar gibi araçları da göz ardı etmememiz gerektiğini söyledi. Özellikle en çok göz önünde bulunan interneti, yeni medyanın bir taban ortamı olarak düşünmemiz gerektiğini ifade etti.Sohbetin ilerleyen bölümünde yeni medyanın yayıncılığın üzerindeki etkilerinden bahsedildi. Klasik medya anlayışında tek yönlü bir iletişimin söz konusu olduğuna, ana medyanın tahakkümü altında ilerlediğine, geri bildirim ve güncellemenin daha sınırlı olduğuna değinildi.

“Kullanıcılar Daha Aktif Hale Geldi”

Programın devamında yeni medya araçları ile birlikte üretici-tüketici kavramının ortaya çıktığını belirten Doç. Dr. Aytekin:”Artık kullanıcıların da medya içinde aktif yer aldığı bir ortamla karşı karşıya kaldık. İnsanlar istedikleri zaman istedikleri yerde istedikleri şekilde medyaya ulaşabiliyorlar. Bugünün medya araçları kullandıkları yapay zekâya sahip algoritmalarla birlikte kişiye özel içerikler sunmaya başladı. Dünyanın farklı yerlerindeki içeriklere ulaşabilme imkânıyla haber ve bilgi ağımız genişledi. Etkileşim giderek arttı.” dedi. Bu bağlamda görece daha demokratik bir ortamın oluştuğuna, bir habere veya yoruma eleştiri yaparak paylaşım yapabildiğimize;var olan içeriğin üzerine başka şeyler de ekleyerek onu zenginleştirebildiğimize dikkat çekti. “Bu medya organlarını faklı yerlerde paylaşarak biz de bu dünyanın içinde var olabiliyoruz. Artık sıradan bir birey de medya aracına dönüşmüş oluyor. Bu da çok farklı bir medya ortamının oluşmasına zemin hazırladı. Dolayısıyla medyanın yeniden tanımlanma ihtiyacı doğdu. Bu süreçte dünyanın pek çok yerinden akademisyenler medyanın nereye doğru gittiği, nasıl bir bütünleşme içinde olduğu ile ilgili çalışmalar yürüttü. Örneğin Netflix bir içerik izleme platformu iken artık içinde oyunları da barındıran, sosyal etkinlikler düzenleyen, yardımlar yapan çok yönlü bir ağa dönüştü.” diyerek yeni medyaların kendi bulundukları mecranın da dışına çok yönlü hale geldiklerini ifade etti.

“Medyayı Bilinçli Kullanmak Gerekiyor”

Medyanın nitelik nicelik konusunda tartışılır bir noktaya geldiğini söyleyen Doç. Dr. Aytekin, artık sosyal medyada paylaşım yapmak için bir kültür veya eğitim düzeyine ihtiyaç kalmadığını bu durumun olumlu olumsuz pek çok sonuç doğurduğunu söyledi. Medyayı bilinçli kullanmanın elzem olduğunu ve burada aileye büyük sorumluluklar düştüğünün de altını çizdi.

İnsanın sosyal medya ve gelişen teknolojiyle birlikte daha hız odaklı bir yaşama evirildiği, zengin ve kişiselleştirilmiş içeriği farklı cihazlardan zaman ve mekâna bağlı kalmadan izleme imkânına kavuştuğunu belirtti. Bu durumun da insan fıtratına çok uygun bir rahatlık olduğuve beraberinde sinema zevkinin biraz daha geri planda kaldığını söyledi.

Doç Dr. Aytekin tüm bu gelişmeleri ve dönüşümleri iyi yönlendirebildiğimiz takdirde kaliteli zengin içerikler üretebileceğimize ve bunların oldukça faydalı olduğuna değindi. Günümüzde kâğıt fiyatlarındaki ciddi artış oranını göz önünde bulundurduğumuzda dijitalleşmenin e-dergi imkânlarıylabizlere katkı sağladığını söyleyerek telefonlarımızdaki pek çok uygulama yardımıyla evden çıkmadan alışverişten sağlığa, ticaretten eğitime birçok konuda iletişimimizi sağlayabildiğimizdenbahsetti.

“Her Sosyal Medya Amacına Uygun Olarak Kullanılmalı”

Sohbetin sonuna doğru gelirken her meslek grubunun sosyal medyayı kullandığını dile getiren Doç. Dr. Aytekin, bu kullanımları zengin içeriklerle desteklemenin oldukça önemli olduğuna dikkat çekti. Medyanın bilinçli bir şekilde kullanmak gerektiği üzerinde duruldu. Medya ile sosyalleşme ölçümüzü sosyal çevremizle olan bağlarımızı incitmeyecek şekilde ayarlamamız gerektiğini söyledi.

Yeni medyanın bizlere sunmuş olduğu demokratik ortamda söz söyleme imkânının önemine dikkat çeken Doç. Dr. Mesut Aytekin;“Bilinçli kullanım mantığını toplum içinde yerleştirmeliyiz. Sosyal mecraları özelliklerine amacına uygun olarak kullanmalıyız.Buralardaki bilgileri mutlaka teyit etmeli ve kullandığımız dile de oldukça dikkat etmeliyiz. Çünkü ancakmedyayı temiz bir şekilde kullanırsak temiz bir toplum oluşturabiliriz.” diyerek bilinçli bir kullanıcı olmanın büyük önem taşıdığını dile getirerek sözlerini tamamladı. Soruların cevaplanmasının ardından program sonra erdi.

Haber:Nilhan DİLEKLİ