19 Temmuz 2024

“Tarihsel Malzemenin Bittiği Yerde Dilbilimi Devreye Girer”

Divan Sohbetlerinin 17 Ocak tarihindekipost sahibi Doç. Dr. Murat Elmalı, konuğu ise İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dilbilimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hakan Aydemir idi.

“Dilbilimi Tarihi, Halk Tarihiyle İç İçedir”

Dr. Öğr. Üyesi Hakan Aydemir sözlerine Dilbilimi bölümünün ve araştırmacılarının ne yaptıklarını anlatarak başladı: “Dilbilimi tarihi, halk tarihiyle iç içedir. Bu ikisini birbirinden soyutlayamazsınız. Birini aksatırsanız diğeri de mutlaka eksik kalacaktır.”

Dilbilimi çalışmaları üzerine konuşan Dr. Aydemir, bir kelimenin “a” iken “b” olduğunu ortaya koymalarının önemli bir amaca hizmet ettiğini belirtti:“Bu hizmet neticesinde toplumsal, siyasal ve kültürel tarihin şekillendiğini, tarihsel malzemenin bittiği anda dilbilimcilerin işinin başladığını ve bu araştırmalar sonucu tarihçilerin gidemediği derin araştırmalara gidebildiklerini belirtti. Neticede verileri doğru okuyabilirseniz bir kelimeden koskoca bir tarih bile çıkartabilirsiniz.”

“Kelimelerden Okunan Tarih

“Gagavuzca’da‘üren’ kelimesi var, aynı kelime Karaçay Balkarca’da ve Kıpçak dilinde de var. Üren kelimesi Tatarca’da da ‘öğren’ oluyor. Gagavuz’ca bir Oğuz dili olduğuna göre Kıpçak ses özellikleri buraya nasıl geçebilmiş? Demek ki dillerin dolayısıyla da kültürlerin ve toplumların birbirleriyle etkileşimi oldu. Oluşan bu farkındalıkla birlikte bu etkileşimin ne zaman, nasıl, niçin olduğunu sorgularsınız. Ve bu sorulara doğru cevaplar verebildiğinizde ortaya önemli tarih öğretileri koyarsınız. Bu da toplumsal ve siyasal tarihi etkilemiş, tarihsel süreçleri de aydınlatmış olur. Kuman Kıpçaklardaki ses değişimi 14. yüzyılda meydana gelmiştir ve Gagavuzca’ya bu kelime 14. yüzyıldan sonra girmiştir. Gagavuzca’dakiKıpçakça ses özelliği Altay Türkçesinin güney ağızlarında da görülmektedir. Uzak mesafelerden dolayı ilişki kuramamış gibi gözükseler de tarihi verileri inceleyince ilişki kurabiliyorsunuz.”

Dil ilişkilerindeki katman etkisinden bahseden Dr. Aydemir bunları şöyle açıkladı: “Alt katman etkisi asimile olan dil ve halkı belirtip tersi üst katman etkisidir. Yan katman etkisinde dil ve toplum arasında fiziksel değil kültürel temas vardır. Alt ve üst katmanla dil değiştirme vardır yani dili kaybetmek anlamına gelir.”

Dil tarihi çalışmalarında yer adlarının en sağlam tarihi veriler olduğunu, yer adı bulunduğunda tezlerin daha güçlü olduğunu belirten Dr. Aydemir, filologlar tarihi iyi bilirlerse ortaya daha doğru tezler çıkacaktır dedi. Mümkün olursa bir sonraki buluşmamızda “Türk Dilinin Yaşı Meselesi ve En Eski İlişkileri” konusundan bahsedeceğini, bu konunun bugünkü konumuzla ilişkili olduğunu belirtti.

Soru cevap kısmından sonra Divan Sohbetimiz sona erdi.

Hazırlayan

Sümeyye ÖRNEK (İhtisas 1)