18 Mayıs 2024

Kitap-Söyleşi’de Perspektifin Kodları Çözüldü

KOCAV’ın her ay Instagram hesabından canlı olarak gerçekleştirdiği Kitap-Söyleşi’nin Nisan ayı konuğu İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu idi. Prof. Dr. Oğurlu’nun “Perspektif Kodları” kitabı çerçevesinde 25 Nisan günü gerçekleştirilen programın yöneticiliğini Mezunlarımızdan İÜ Hukuk Fakültesi Arş.Gör.Erdem Umudum yaptı.

Prof. Dr. Oğurlu söyleşiye,toplumda dayatılan birtakım yanlış algılardan çıkabilmek için okumanın, yazmanın, ilmin ve idealist bakış açısı kazanmanın ne kadar önemli olduğunu vurgulayarak başladı. Bu ilmi faaliyetleri yaparken de kişinin kendisine bakış açısı kazandıracak bir anahtara ihtiyacı olduğunu belirten Prof. Dr. Oğurlu, Türk aydınının elinde bu tür bir anahtar olmadığı için, tek bir perspektiften değerlendirme yaparak hataya düştüğünden bahsetti.Aynı şekilde tek bir bakış açısıyla yapılan gündem değerlendirmelerinin analiz olmadığından, bu değerlendirmelerin analize dönüşmesinin“Perspektif Kodları” kitabında bahsettiği beş boyutlu bir değerlendirme ile mümkün olabileceğinden söz etti.

Beş Boyutlu Değerlendirme

Değerlendirmenin ilk unsurunu olayları sebep sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirmenin oluşturduğunu söyledi.Algıladığımız olayları ve durumları tarih felsefesi ile birlikte aynı zamanda gelecekle de bağlantılı olarak değerlendirmenin geniş perspektiften bakabilecek bir zihnin inşası için gerekli olduğunu söyledi.

İkinci boyutu mekân unsurunun oluşturduğunu belirttikten sonra bir yerin hikâyesini bilmenin ve coğrafyasını tanımanın öneminden bahsetti. Bir coğrafya yahut mekân hakkındaki önemli hususların analizinde o coğrafyayı ve mekânı, kültürü başta olmak üzere her boyutu ile bilen insanların söz sahibi olması gerektiğini vurguladı. Bizim ise bu noktada kendi öz eleştirimizi yapmamız gerektiğine dikkat çekti. Birikimlerimizi değerlendirmekte üst seviye bir akıl ortaya çıkarmakta zorlanmış olduğumuzu, bu nedenle tasavvur edilen medeniyeti sürdüremeyecek noktaya geldiğimizi anlattı. 

Prof. Dr. Oğurlu, geniş perspektiften değerlendirmenin bir diğer boyutu olan derinliği anlatırken bu derinlikten anlaşılması gerekenin felsefi derinlik olduğunu söyledi ve bunun yanında bir duruş, çizgi ve istikrar olmadan devlet aklının olamayacağını vurguladı.

Bunların yanında“Eğer kendinizi tarihinizi bilmezseniz derin bir kompleks içerisinde kalırsınız.”  diyerek tarih öğreniminin önemini hatırlattı. Tarihin doğru belgelerden öğrenilmesi gerektiğini doğru bir değerlendirmenin ancak doğru kaynaklar üzerinden yapılabileceğini söyledi.

Başka bir boyut olarak ise ihtimal unsurunu anlattı. Diğer tespit ve analizlerin tamamı yapıldıktan sonra kendi geleceğimizi kurabilmek için ileriye yönelik çıkarımlar yapmanın, yeni sözler söylemenin, bizden önce yazılanları sadece okumakla yetinmeyip bunların üzerine bir tuğla koyma gayreti içinde olmanın gerekliliğini anlattı. Bu hususta fütürizm alanının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Oğurlu, “Kendinize ait olanı kuramazsanız, kendi gözlüklerinizi takıp hayata bakmayı başaramazsanız başkalarının size verdiği gözlüklerin rengi ile hayatı görürsünüz.”diyerek geleceğe bakışın da bu şekilde olması gerektiğinden söz etti.

Önce Kimliğimizi İnşa Etmeliyiz

Soru-cevap kısmında coğrafyanın, Doğulu veya Batılı olmanın kader olup olmadığı sorusuna Prof. Dr. Oğurlu, coğrafyanın bir noktada kader olduğunu ancak kaderin de gayret ve mücadele ile değiştirilebileceğini hatta devletlerin kaderinin de bu şekilde olduğunu söyleyerek cevap verdi. Örneğin Türkler yeni kaynaklar ve yaşam alanları bulmak için arayışta olmasaydı sınırlarının bu kadar genişlemesinin mümkün olmayacağını ifade etti. 

Kaderimizi şekillendirmek için öncelikle “Ben kimim?” sorusuna cevap vererek kimliğimizin inşa edilmesi gerektiğini,okumayı düşündüğümüz şeylerin, üzerine katkı ve ekleme yapmak düşüncesiyle okunması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Oğurlu, toplumun gelişmesinde de bunun önemli olduğunu vurguladı. 

Okuma konusunda gördüğü eksikliklerin sorulması üzerine Türkiye’de akademinin durumuna değinildi. Prof. Dr. Oğurlu,gördüğü eksikliklerden akademide nitelik arayışının olmaması, birtakım bağlantıların niteliğin önüne geçmesi, kullanılan dil ve üslup konusunda ön yargıların bulunması, akademik dergicilikte sorunlar olması gibi hususlara dikkat çekti.

Neden yazma ihtiyacı hissettiğine dair soruya ise Prof. Dr. Oğurlu, kişinin kendisini geliştirdiği alanlar varsa akademik kalıpların dışında yazma isteği duyulduğunu ve aslında bunun gerekli olduğunu ifade etti.Bir aydının kendisini farklı alanlarda geliştirmesinin onun bakış açısına katacağı şeylerden bahsederken kendisinin de dilbilim alanı ile bu şekilde ilgilendiğini söyledi. Aydınlar hakkında konuşulurken siyaset ahlakının, bilim ahlakının oluşturulmaya çalışıldığı bir toplumda başta aydınların konuşması gerektiğini belirtti ve Türkiye’nin iyi olduğu alanlarda dahi doldurulması gereken boşluklar olduğundan,coğrafyanın kaderi ile ilgili önemli hususların makalelerde küçük bölümler halinde kaldığından yakındı. 

Programın sonuna yaklaşırken her şeyin çok hızlı aktığı günümüzde çok ciltlik eserlerin toplumun çoğunluğu tarafından okunmasının mümkün olmadığını bu nedenle geçmişteki birçok düşünürün alimin yazdıklarından faydalanılabilmesi için bunları özetleyecek başka metinlere ihtiyaç olduğunu söyledi. Özellikle bilim felsefesi ve bilim tarihi okumanın gerekliliğini ve bu metodolojinin önemini vurguladı. Alışılagelmiş kalıplara inanmanın ve bu sınırlara hapsolarak düşünmenin yanlışlığından ve bunu aşabilmek için de çok boyutlu değerlendirmeye ihtiyaç olduğundan bahsetti.

Kapanış kısmında önceki yazılanları okumanın önemli olduğunu ancak bunların üzerine koyarak ilerleyebilmenin daha önemli olduğunu bir kez daha vurguladı. Çalışmalarda hem Doğu’nun hem Batı’nın dikkate alınması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Oğurlu, çalıştıkça fark edilen eksikliklerin motivasyon kaynağı sağlayacağından emek verilmeyen, gayret gösterilmeyen hiçbir işte başarılı olunamayacağından bahsetti. Prof. Dr. Oğurlu, son olarak daha iyi bir Türkiye için geleceğin barışçıl ve huzurlu bir ortamda inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.

Hazırlayan:

Aslı Nur LEKESİZBAŞ (Gelişme 2)